Ortaya atılan çirkin iddiaların ülkenin gündemini meşgul etmeye devam etmesi, siyasetçi –mafya -iş insanı – gazeteci ilişkilerinin çıkar çemberi, kovid nedenli sosyal sıkıntılar, ekonomik sorunlar, gençlerin işsizliği, bu olaylardan medet umup kaos ortamı oluşturmaya çalışan işgüzarlar, uyanık ve iş bilmez siyasetçiler, sadece görüntü endeksli bürokratlar, sözde gazeteci – özünde gezeteciler, haklı haksız garibanın kurban edilmesi gibi ortaya karışık bir yazı.
YEREL YÖNETİMLER
Bir basın mensubu görevine başladığı andan itibaren halka borçlanır. Bu borç vatandaşa doğru ve tarafsız haber aktarmakla ödenir.
Son zamanlarda ülkenin gündemini meşgul eden siyaset, mafya, gazeteci ve iş insanlarının; iddialara göre ülkenin gündemini kirli işlerle meşgul etmesi, hepimizin midesini yeterince bulandırdı.
Bu iddialar doğruysa vay halimize…
Toplumun gündemini oldukça meşgul eden bu çirkin hadiseleri yerel anlamda da görmek mümkün.
Gazetecileri susturmak neredeyse sıradan hale geldi. Ya üç kuruş vererek ya da başka eksiğini bulup baskı kurarak susturmaya çalışmak, belli bir kesim için asli bir görev olarak algılanmakta.
Topluma bilgi akışını doğru ve ilkeli bir şekilde aktarmakla sorumlu olan birçok basın mensubu, maalesef ya çıkar ya da başka bir nedenden dolayı oluşan baskılara boyun eğmek zorunda kalıyor.
Buna bir de bilinçsiz ve cahil gazetecileri de eklersek, varın gerisini siz düşünün!
Peki yukarıda bahsettiğimiz bu borcu kim ödeyecek? Bana sorarsanız aslan yürekli gazeteciler hala var!
UYANIK SİYASİ YÖNETİCİLER
Bazı uyanık siyasi yöneticiler, basın mensuplarını ya ‘damın üstünde’ ya da ‘damın altında’ görmesinden kaynaklanıyor olacak ki; istediklerinde “Damın üstünden ayaklarını kaydırır düşürürüz”, istediklerinde “Damı başlarına yıkarız” mantığına sahipler.
İlkeli, dürüst bir gazetecinin ne ‘damdan düşme’ ne de ‘damın altında’ ezilme gibi bir kaygısı yoktur. Tek kaygısı topluma doğru ve ilkeli haberi aktarmaktır.
“Damını başına yıkarım. Ezilme korkusuyla susmak zorundadır. Ben de istediğim gibi at koştururum” mantığıyla hareket eden uyanık siyasi yöneticilere, Demokles’in kılıcının her an başlarına inebileceğini hatırlatmakta yarar görüyorum.
Bürokratlara da bir çift söz etmek gerek. Toplumun; özellikle gençlerin işsizlik, güvenlik, asayiş, narkotik ve eğitim gibi onlarca sorununa çözüm bulunamıyor.
Ama görüntüde o kadar çok iş yapılıyor ki; ortada sorun yok gibi…
Kısacası üst amirim mutlu olsun diye kağıt üzerinde yapılan çalışmalar mevcut!…
İŞGÜZARLAR
Yeri ve hiç gereği yokken; kendini gösteren, birine yaranmaya çalışan, ortalığı karıştırıp kışkırtan, başkalarını suçlayan, meydana gelen bir hadiseyi kaosa çevirmek için uğraş verenlere en hafif tabirle ‘işgüzar’ denir. Bu tipler son zamanlarda oldukça çoğalmaya başladı. Aman dikkat!
GEZETECİLER
Her halta maydanoz olan sözde gazeteciler, özünde gezeteciler var. Bu gezeteciler, çok önemli bir konuyu, toplum nezdinde önemsiz hale getirebiliyor. Aslında bunların asli görevi gerçekleri saptırmaktır. Yani suyu bulandırmak… Cehaletleri de kör bir baltaya benzer. Kesmez ama zedeler.
SİYASİ PARTİ İLÇE TEMSİLCİLERİ
Siyasi partilerin ilçe temsilcilerini de anlamış değilim. Odak noktaları ve asli görevleri, sadece yerel yöneticilerin icraatlarını doğru ya da yanlış fark etmeden eleştirmek… Çünkü böyle kurgulanmışlar. Oysa bir yığın sorun var etrafta.
Gençlerin işsizlik, eğitim, sosyal yaşam, aidiyet, uyuşturucu, aile ve toplumla iletişim sorunları gibi…
Ebeveynlerin geçinme, barınma, aileyi bir arada tutma, sağlık ve çocuklarını sağlıklı büyütme sorunu gibi…
Esnafların siftah yapma, borç ödeme, vergi ödeme, sigorta ödeme ve iş yerini yürütme sorunu gibi…
Toplumun genelinde sağlıklı bir ortamda yaşama, ayakta durma ve bir arada yaşama sorunu gibi onlarca sorun sıralayabilirim.
Bir diğer önemli sorun ise bilinçsiz bir şekilde eleştirmek… Siyaset bu olmasa gerek.
GARİBAN OLMAK?
Olumsuz bir olay meydana geldiğinde, haklı haksız fark etmeksizin ezilen gariban oluyor. Siyasi, bürokrasi veya başka bir konuda istenilmeyen bir vaka meydana geldiğinde bir kurban aranır.
Kurban edilecek kişi muhakkak garibandan tercih edilir. İşinden olmuş, ekmeğinden olmuş, hayatı kararmış kimin umurunda. Çünkü birilerinin menfaati doğrultusunda adalet böyle tecelli eder!
Günümüzde doğruları dile getirmek cesaret gerektirir. Cesaret ise korkunun olduğu yerde doğru olanı yapmaktır. Bu duruma uygun bir Kürt atasözü derki; ‘Şêr şêre, çi jine, çi mêre şêre’
Anlamı şöyledir: Dişi de olsa, erkek de olsa, aslan aslandır. Kısacası doğrulukta, adalette ve ilkeli olmakta aslan gibi davranmaktır…