Geçtiğimiz günlerde yaşam adlı bir hayvan belgeseli izledim. Belgesele konu olan ise hayvanların yaşam mücadelesi, neyse konuyu fazla detaylandırmadan size aktarayım. Belgeselde ilgimi çeken bölüm dünyanın en zehirli örümceği karadul ile sarı akrebin dakikalarca süren kavgaları, ikisinin de ölümüne neden oluyor. Belgeselden anladığım şu, kavganın kazananı olmaz. Kavga eden taraflar her koşulda ve her şartta ya kaybeder ya da daha çok kaybeder. Yerel basınla belediye arasında bir kavga var mı bilemiyorum. Ama yerel basınla Belediye’de görevli bazı kişiler arasında bir sorun olduğu kesin. İster yerel basın Belediye kavgası deyin, ister bir birini yok etme kavgası deyin, isterseniz güç kavgası deyin adını her ne koyarsanız koyun, karadul ve sarı akrep misali asla kazanan olmayacak. Kavga devam ettiği müddetçe iki tarafla birlikte ilçe halkıda kaybedecek. Sonuç itibari ile kimseye yarar sağlamayacak olan bu kavganın uzaması herkesin zararınadır.
GAZETECİ İLE GAZETECİLİK YAPTIĞINI İDDİA EDENLERE EŞİT BAKMAK DOĞRU DEĞİLDİR
2014 yerel seçiminden hemen sonra başlayan bu kavga, bitmek tükenmek bilmiyor. Meydana gelen bazı sorunların haklı sebepleri her iki taraf için elbette vardır. Ama bu sorunları sürdürebilir kılmak ve kavgaya dönüştürmek akıl karı değildir. Çünkü bu kavganın sonunda taraflarla birlikte halkın da mağdur olması söz konusudur. Anladığım kadarı ile ilçe halkı böyle bir kavga istemiyor. Açıkçası bende bu kavganın muhatabı olmayı hiç istemiyorum. Sorunun başlangıcına gelecek olursak, belediyenin bazı noktalarda haklılığını belirtmemde yarar görüyorum. Eline bir şekilde mevkute beyannamesi alan kişiler kendilerine gazeteci diyerek afaki taleplerde bulundular. Bu kişiler bir konuyu haber yapma becerisine dahi sahip değiller. Hatta iki kelimeyi yan yana getirip haber yapma becerisinden de çok uzaklar. Bu nedenle belediyeyi haklı gördüğümü söylemekten çekinmiyorum. Ama her koşulda gazeteciliği meslek edinen ve ilkelerine uyan basın mensuplarını da aynı kefeye koymak büyük bir haksızlıktır. Yani ilkeli gazetecilik yapan, her ne olursa olsun mesleğini devam ettiren, konusuna ve olaylara vakıf olan, gazetecilik mesleği ile birlikte maneviyata ve insani değerlere önem veren, zaman zaman hata yapsa da objektifliğinden ödün vermeyen basın mensuplarına aynı gözle bakmak adil olmadığı gibi doğru da değildir. Demem o ki, siz belediyeciliğiniz bizde gazeteciliğimiz yapalım. Ama birbirimize karşı saygınlığımızı kaybetmeyelim.
TEK İSTEĞİM BİLGİ AKIŞINI SAĞLAMANIZ
Üzülerek ifade etmek isterim ki; Sultanbeyli Belediye yönetimi yerel basın mensuplarının hepsini yukarıda bahsettiğim vasıfsız kişilerle aynı noktada görüyor olması kavganın sebepleri arasındadır. Sultanbeyli ilçesinin başlıca sorunlarıyla birlikte eksiklikler, yanlışlar ve bazen de haksızlıklar meydana geliyor. Mesleğimiz gereği yaşanılanları basın mesleği ilkeleri doğrultusunda kamuoyuyla paylaşıyoruz. Eleştirilerimiz konunun haksızlık ve yanlışlık boyutuna göre sertleşebiliyor. Bu tür eleştirileri kavga sanan bazı belediye yöneticileri, yanlış ve eksiği düzeltme yolunu seçeme yerine olaya başka bir anlam yükleyerek büyük bir kavgaya dönüştürme gayreti içerisine girmelerine bir anlam veremiyorum. Belediyede ilgili bazı kişilerin bu davranışları, yukarıda vasıfsız olarak gazetecilik yaptığını sanan kişileri andırıyor. Çünkü vasıfsız kişiler, bulundukları ortamda çözümden ziyade sorun, yarardan ziyade zarardırlar. Ama gördüğüm şu, bu zarar ve kavgadan herkes yeterince payına düşeni alıyor. Maalesef belediyenin ilgili birimi öyle bir hale gelmiş ki, herhangi bir konuda bilgi almak neredeyse imkansız hale gelmiş. İlçenin yararına olan bazı hizmetlerle ilgili bilgi almak için neredeyse en tepedeki yöneticiyle iletişime geçmek zorunda kalıyoruz. Böylesine ketum ve kapalı kutu haline gelmiş olan belediyenin ilgili birimini anlamış değilim. Amacınızın ve hedefinizin ne olduğunu bilmemekle birlikte istediğiniz bir zeytin dalı ise eğer kamuoyuna bilgi akışını sağlamak adına ben size zeytin dalını uzatıyorum. Yok derdiniz başka ise şayet Allah hakkınızda hayırlısını versin. Benim bir basın mensubu olarak sizden tek isteğim, belediyenin icraatları ile ilgili bilgi akışını sağlamanız. Çünkü kamuoyu ilçesinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi sahibi olmak ister. Bunun dışında sağlığınız ve yararlı hizmetlerde bulunmanızı isterim. (Albert Einstein’ın) dediği gibi, “Hâlâ anlayamadınız değil mi? Önemli olan haklı ya da haksız olmak değil. Kavganın kazananı yoktur. Ya kaybedersiniz ya da daha çok kaybedersiniz. Önemli olan kalp kırmamak. Önemli olan yargılamadan, karşılıksız sevebilmek ve iyilik yapabilmek. Haklı bile olunsa özür dileyecek kadar asil olmak, bilge olmaktır. Egonuzu kontrol edemediğiniz sürece, O sizi kontrol etmeye devam edecek. Böyle olduğu sürece tüm dünya sizin bile olsa asla mutlu olamazsınız. O halde neden mutsuz olmak için çaba harcıyoruz. Mutlu olmak için birçok bahanemiz ve ihtiyacımız varken”.