7 Haziran seçim sonrası oy Kaybeden ve hükümet kuramayan AK Parti Genel Merkezi nerede hata yaptık diye kendini sorgulayıp düzeltme yollarını ararken. Bazı ile ve ilçe yönetimleri AK Partiye oy vermeyenleri ihanetle suçladı. Bu ağır suçlama ve ithamlara bazı AK Partili belediye çalışanları da katılmıştı. Gerek bireysel sohbetlerde gerek kişisel sosyal paylaşım sitelerinde, oy vermeyenlere yönelik ağır ithamlar bir süre devam etti. İhanetle suçlananlar arasında özellikle Kürt vatandaşlar ön plana çıkarılıyordu. O kadar ileri gittiler ki Van’da yaşanılan depremden dolayı devletin yaptığı yardımları bile dillerine doladılar. Biz sana yardım yaptık. Ama sen bize ihanet ettin manasına gelecek şekilde ithamlar da dile getirilenler arasındaydı. 7 Haziran seçiminde yaşanılan oy düşüklüğü yüzünden Kürtleri ihanetle suçlayarak dışlayanlar, 1 Kasım seçiminde AK Parti zaferini onlarla elde etmiş oldu. Yani ihanet ve hainlikle suçlanan AK Partili Kürtler, gönül verdikleri partilerinde kalmaya devam ediyorlar. Birileri çıkıp AK Partiyi zan altında bırakıyorsun diye ortalığı velveleye verebilir. Ama bunun AK Parti ile alakalı olmadığını sadece o ağır ithamlarda bulunan kişilere atfen yazıldığını bilinmesini isterim. ‘İhanet’ kelimesinin içinde hakaret, iftira, münafıklık ve karalama vardır. Yani sizden olan birinin size kötülük yapması, zarar vermesi veya bir çıkar uğruna sizi satması anlamına gelir. 7 Haziran seçiminden sonra özelikle Kürt halkına yönelik bu kavramlar ulu orta kullanıldı. Bu olumsuz söylemler AK Parti’ye gönül veren Kürtlerin yüreğini acıtsa da çalışmalarını ve desteklerini etkilemedi. Yapılan hataları fark eden AK Parti Genel Merkezi biraz geçte olsa bu tür söylemlerde bulunan bazı parti mensuplarını uyararak müdahalede bulundu. Birçok bölgede Milletvekili listesini değiştiren AK Parti, bazı bölgelerde parti içinde değişiklerin olabileceği sinyallerini vermişti. Yapılan değerlendirmelerden sonra Kürt’lerin büyük bir bölümü AK Parti için çalışmalarına kaldığı yerden devam dedi. Bulundukları bölgelerde sözü geçen kitle önderleri kendi aralarında kurdukları komisyonlarla çalışmaya başladılar. Ufuk, vizyon ve fikir yoksunu kişilerin hakaretlerine aldırmadan inandıkları dava için çalışan AK Partili Kürtler, verdikleri destekle adeta AK Partiyi şaha kaldırdı. Yapılan hakaretlere rağmen 1 Kasım seçim çalışmalarını canla başla yürüten AK Partili Kürtler, kaybolan oyların daha fazla gelmesini sağlayarak Türkiye’deki istikrarın belirleyicisi oldu. Kendi pasifliğini ve acizliğini göremeyen bu çarpık anlayışın hain suçlama yapması ülkesini ve milletini seven milyonlarca Kürt insanını derinden sarsmıştı. Toplumda pekte karşılığı olmayan bu kişilerin beceriksizliklerini, başkalarına yükledikleri olumsuz sıfatlarla gidermeye çalışmalarından başka yapabilecek bir şeyleri yok maalesef. Yani hatalarını ve pasifliklerini örtmek için hakaret ve iftiraya başvururlar. Ancak bu kişiler, başarısızlıklarını temiz insanlara yükleyerek onları dışlamada ustadırlar. Aynı kişiler, Temiz insanların başarılarını da kendilerine mal edebilecek kadar kurnazdırlar. Çünkü temiz insan edep ve ahlakından dolayı kimsenin hatasını yüzüne vurmaz. Allah’tan korktuğu için kul hakkına girmez. Bu nedenle kurnazlık ve hinlik bilmez. Kısacası 7 Haziran sonrası bazı kişilerce yapılan hakaretler ve ithamlar, Kürt halkını üzmüştü. Bu nedenle ithamlarda bulunan kişilerin özür dilemek ve helallik alma vakti gelmiştir. Şu satırlar bu günü anlatır gibi. ‘Günümüzde onurun kendisi denilebilecek, tertemiz bir yaşam sürmüş bir insan yıkıma uğratılırken, borç ve suç batağına batmış insanların masum olduğu ilan ediliyor. Bu noktaya gelen bir toplum çürümeye yüz tutmuştur’. Emile Zola
UMARIM BU DEFA HAKLI ÇIKMAM!
Seçimden bir hafta önce iki aylığına önemli önemsizler diye bir yazı kaleme almıştım. Sadece seçimden seçime değerli hale gelen bu kişilerin aradaki zamanlarda kayda alınmadığını anlatmaya çalışmıştım. Bu konuyu Sultanbeyli özelinde ele aldığım için bazı arkadaşlarım bana kırıldıklarını ifade etmişlerdi. Bana kırılan arkadaşlarım kendi açılarından haklı olabilirler. Ama geleceğin beni haklı çıkaracağından emin gibiyim. Çünkü geçmişte belirtiğim bu konu sürekli yaşandı. Seçim dönemlerinde el üstünde tutulan bu kişiler, seçimin ertesinde unutuluyor. Demem o ki seçim dönemlerinde canla başla çalışan arkadaşların parti içerisinde gerçekten değer görmemeleri. Yani gerektiğinde raftan indirilip ihtiyaca cevap verdikten sonra tekrar rafa kaldırılmamalı. Umarım bu defa haklı çıkmam!
OSMANLICILIK KAVRAMI
Bir öneri: son zamanlarda ortaya çıkarılan Osmanlı ocakları, Osmanlıcılık amacı taşıması gerekirken, parti içerisinde canlandırılmaya çalışılan bu akım yanlış yorumlanmış, adeta Türkçülük akımı çerçevesinde hareket algısı oluşturmuştur. Oysaki Osmanlıcık akımı bilindiği gibi bu topraklarda yaşayan tüm halkları kucaklar. Yani Osmanlıcılık, Bütün Osmanlı vatandaşlarını ırk, din ve dil ayrımı yapmadan eşit kabul eden siyasi akım. Bu akımın gerçek manası doğrultusunda hareket edilerek hayata geçirilmesi ülkemizin birliği ve beraberliği açısından yarar sağlar diye düşünüyorum.
One thing you have to bear in mind whenever you are developing a research proposal or when you are choosing a topic is that the research proposal topics resume services from resumecvwriter.com/ are meant to sell the project to the supervisor, the agency or anybody who is considering it.