Zaman ve imkan bulunca sizlerle fikirlerimi paylaşma şansı buluyorum. Zaman zaman siz okurlarında fikirlerine ihtiyaç duymuyor değilim. Uzun yıllardır Sultanbeyli’de gazetecilik mesleğini icra etmeye çalışıyorum. Dilimiz döndüğünce kalemimiz yazdığınca sizlere bölgemizle ilgili olan biteni aktarmaya çalıyoruz. Ben ve mesai arkadaşlarım, ilçemizde olan biteni sizlere aktararak yapılan ve yapılmayan haberleri sizinle paylaşmak için çaba sarf ediyoruz.
Malum 25 yıllık bir geçmişe sahibiz ilçe olarak. Yeni oluşan her şeyin bazı eksiklikleri muhakkak vardır. Doğal olarak Sultanbeyli’nin de bazı eksiklikleri hala söz konusu. Örneğin; tapu eksikliği yani mülkiyet sorunu. Ve bu sorunla beraber gelen yerleşim sıkıntısı. İlçemiz kurulduğundan bu yana alt yapı, üst yapı, eğitim, sağlık, ulaşım, sosyal yaşam alanları, su ve elektrik kısacası her şey eksikliğiyle günümüze kadar bizleri yalnız bırakmadı. Ama en önemli eksik mülkiyet yani TAPU nun olmayışıydı.
Belediye yöneticilerimiz, ayırımsız kim geldiyse Sultanbeyli’ye bir değer kattı. Kısacası Sultanbeyli köylülükten kurtulup kentleşiyordu. Ama hep bir eksikle, öyle böyle eksiklik değil, hayati bir eksiklik bu. Tapu eksikliği, bir türlü giderilemiyordu. Bu eksikliğin giderilmemesine birçok isim veya anlam yükleyebiliriz. Fakat ben bunlara değinmeyeceğim. Çünkü; bu hataları sıralamak bir yarar getirmeyecektir farkındayım. Bu bilinçle hareket etmeyerek önerilerimi sıralamak istiyorum. Kısa bir hatırlatma yaparak fikirlerime başlamak daha mantıklı olacaktır. Sultanbeylililerin çoğu hatırlayacaktır, 1989 yılının yerel seçimini o günlerde belediye yönetimine aday olan siyasi partinin ve adayının bir taahhütlü senedi vardı. O da ‘Sultanbeyli’nin tapu sorununu çözeceğiz’! Amacım o güne gidip eleştirmek değil, o günden bu güne 25 yıl geçmiş, maalesef hala aynı taahhütle seçim kampanyası yürütüyoruz. Oturup düşünmemiz gereken, tartışmamız gereken, fikir telakkisinden bulunmamız gereken elzem konu budur. Bu sorunu nasıl aşarız, çözüm yolu nedir? Bana göre bu sorunun çözüm yolu birlikte hareket etmekle bir araya gelmekle, fikirlerimizi ve düşüncelerimiz özgürce paylaşmakla başlar, peki bu nasıl olacak? Bu görevi kimler üstlenmelidir.
1- Yerel siyasi yönetim (Belediye)
2- Yerel bürokrasi yönetim (Kaymakam)
3- Siyasi parti temsilcileri
4- STK temsilcileri
5- Mahalle Muhtarları
6- Oda başkanları
7- Kanaat önderleri
8- Basın temsilcileri
9- Toprak ve Tapu sahipleri
Yukarıda saydığım unsurlar, bir araya gelmeli, tartışmalı ve bu konuda çözüm yolunu bulmalı. Bu konuda görüştüğüm birçok kişi ‘bu bizim işimiz değil, belediyenin işi ancak onlar çözer’ diyerek kendilerini olayın dışında bırakıyorlar.
Belediye yönetimleri 25 yıldır bu soruna bir çözüm bulamadılar, birkaç deneme yaptılar ama başarısız oldular, bu yüzden sizler fikirlerinizi, önerilerinizi sunmalı ve çözüm ortağı olmalısınız, sorunu kökten çözmenin en önemli yolu budur diye diretiyorum ama nafile. Neden diye sorduğumda ise, ‘biz fikirlerimizi söylersek belediye yönetimi ile ters düşeriz, bize iyi bakmazlar, ticaret yapıyorum işlerimin bozulmasını istemem’ gibi anlamsız söylemlerle karşılaşıyorum. Ben şahsen böyle bir baskıyla karşılaşmadım bu güne kadar. Ama karşılaştım diyen birçok kişiyi tanıyorum. Aslında kısmen de olsa haklılık payları var, kendisini dev aynasında görüp altındaki koltuğun da etkisiyle insanlara korku salmaya çalışan kişilerin olduğunu sık duymaya başladım. Benim için pek bir şey ifade etmese de çoğu insanda etkili olduğunu görüyorum. Korktuğunu ifade eden bu arkadaşlara bir atasözü hatırlatması yapıyorum ‘korkunun ecele faydası yoktur’ ama nafile.
Neyse konumuza dönelim, Sultanbeyli’nin en ciddi problemi olan hisseli tapuların akıbeti nedir bilemiyorum. Bildiğim ve bir türlü kabullenmediğim şey ise herkesin bu konuda çok sessiz olması. Gazeteciler olarak tapu sorununu gündeme getirmeye çalıştığımızda, yöneticilerimiz ‘aman ha sakın bu konuda bir şeyler yazmayın, metre birim fiyatını artırırsınız’ diyor. Basın fiyat artırımı olmasın diye yöneticilerimizin söylemleri doğrultusunda hareket ederek mülkiyet ile ilgili beyanlardan kaçındı. Ama gel gör ki basın halk yararı için bu konuda yayın yapmazken, ilçe yöneticilerimiz hisseli tapuların fiyatının artması için neredeyse ellerinden geleni yapıyorlar. Nasıl mı diye soracaksanız, hisseli bölgelere yapacağınız en küçük yatırım tapu değerini artırır. Anlamadığım konu şu, değer artmasın diye bize sakın ha yayın yapmayın diyen yöneticilerimiz, neden yatırım yapmaya çalışıyor? Yapılan yatırımlar değeri artırmıyor mu? ‘ Trampa yoluyla hallediyoruz, Seçimden iki ay sonra hisseli tapu çalışmalarına hız vereceğiz, olmadı torba yasayı bekliyoruz, vergi borcundan muaf olsun diye bekliyoruz’ gibi birçok mazeret üretildi bu güne kadar. Ama ne yazık ki bir sonuç elde edilmiş görünmüyor bildiğim kadarı ile. Malumunuz önümüzde bir genel seçim ve yine aynı nakaratı dinleyeceğiz. Sevgili Sultanbeylililer seçimden seçime önümüze getirilen ve seçim kozu olarak kullanılan mülkiyet problemi için harekete geçmenin vakti geldi geçiyor bile. Sürece dahil olmak için çaba harcamak, fikir ve öneri getirmek öncelikle siyasi parti ilçe temsilcilerinin asli görevidir. A veya B partisi demeden körü körüne muhalefet etmeden Sultanbeyli’nin yararı için kolları sıvamanın tam vakti. Bu mantıkla hareket ederek siyasi parti temsilcileri bir araya gelmeli önerilerde bulunmalıdır. İlçe yöneticileri ile birlikte hareket etmeli bilgi almalı ve fikir sunmalıdır. Yani amaç köstek değil destek olmalıdır.
İktidarı muhalefeti, partilisi partisizi, STKsı odası, belediyecisi gazetecisi bir araya gelse bu konuyu tartışsa bir çöz
On the other hand, we will help you with a critical book review example or template if you need one to submit as your homework writemyessay4me.org or one to use as a guide while writing your own copy.