Yıllardır yazıp çizdiğimiz mülkiyet meselesini bir kez daha olumsuz yazmaktan dolayı üzgün olduğumu belirtmek isterim. Bazı zamanlarda yapılan olumlu açıklamalar, bizde bir umut ışığı doğursa da şimdiye kadar sonuç hep hüsran oldu. 1989 yılından bu yana geçen tüm seçimler bizlerde önce heyecan ve umut ardından da hüzün ve karamsarlık bıraktı. Ancak 2011 yılında bir başka umutlandık. Çünkü o günün Başbakanı Sultanbeyli’nin 100 yıllık tapu sorununa el attığını ve sorunu kökten çözeceğini belirtmişti. Başbakan olarak Sultanbeyli’de 2011 yılında gerçekleşen miting te ilçe halkına bu sözü veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, devletin direk bu konuya müdahil olmasını sağlamıştı. Akabinde de mülkiyet sorunun daha hızlı çözüme kavuşması için yine 2011 yılında bir kararname ile Sultanbeyli kamulaştırıldı. Bunlarla birlikte elinde büyük oranda hisseli tapu bulunduran kişi veya kurumlarla pazarlığa girildi. Elinde hisseli tapuları bulunduranlar ile devlet (trampa) takas yoluyla pazarlık etmeye başladı. Uzun pazarlıklar sonucu hisseli tapulardan bir kısmını alan devlet 2015 yılının ilk aylarında aldığı tapuları Sultanbeyli Belediyesine devretti. Yapılan devir teslimle bir kez daha umutlanan ilçe halkının bekleyişi devam ederken, ortaya yeni bir handikap çıktı. Bana gelen bilgilere göre son zamanlarda üç beş para babası Sultanbeyli’de küçük çapta elinde hisseli tapusu bulunan vatandaştan tapuları satın alması bende ayrı bir soru işareti bıraktı. Mülkiyetle ilgili Belediyenin açıklamalarını gün gibi hatırlıyorum. O açıklamalarda şöyle deniliyordu. Hisseli tapuların büyük bir bölümü belediyemizin kasasındadır. Önemli bir kısmı da vatandaşın kendisinde, geriye kalanları da trampa yoluyla alacağız. Vatandaşlarımız ellerindeki tapuları sakın satmasınlar. Hisse tapusu olmayan ve yeri olan vatandaşlar kendi imkanlarıyla piyasadan tapu alabilirlerse kendi yararlarınadır. Mülkiyetle ilgili bir başka açıklama ise şöyle; metre birim fiyatının yükselmemesi için hisseli tapuları çok fazla gündeme getirmemek için yerel basına tavsiyelerde de bulunulmuştu. Ancak son günlerde hisseli tapuların hızlı bir şekilde el değiştirmesi belediyenin açıklamalarıyla tezat oluşturuyor. Piyasa değeri hisseli tapuların metre karesi 220 TL iken yeni toplayıcıların sayesinde 280 TL’ye çıktı. Metresini 280 TL’ye topladıkları hisseli tapuları söylentilere göre devlete 1300 veya 1500 TL’ye yükseltip takas yoluyla devredecekleridir. Anlamakta zorluk çektiğim konu ise tam da burası. Vatandaştan 280 TL’ye al devlete 1500 TL’ye kakala, bu durumu bana biri izah etsin lütfen. Devlet büyüklerimiz, tapu çalışmalarını başlatacakları zaman, elinde hisseli tapusu ve yeri olan vatandaşın arsası kadar tapusunu verip fazlasını makul bir fiyat karşılığında alarak yeri olan ama tapusu olmayan vatandaşa devredecekleri yönünde birçok açıklamalarına şahit oldum. Ama görüyorum ki; bu açıklamalar pekte gerçeği yansıtmıyor. Son günlerdeki tapu satışları ile ilgili sohbet ettiğim bazı devlet büyüklerimden şu izlenimleri aldım. Devlet karşısında ne kadar az muhatap bulursa bu iş o kadar çabuk çözüme kavuşur. Madem devlet böyle düşünüyorsa, her kes elindeki tapuya sahip çıksın tapusu olmayanda piyasadan imkanı var ise tapusunu alsın açıklaması neyin nesiydi. Devlet böyle düşünüyorsa şayet, hem kendini hem de vatandaşı zarara uğratmış olmuyor mu? 280 TL’ye alınan hisseli tapu 1500 TL’ye devlete satılacak. Devlet az kişi ile muhatap olacak diye hisseli tapunun metre karesinde 1220 TL zarar mı edecek. Bu mantıkla hareket edildiği sürece devlet milyarlarca lira zarara uğrayacak. Az kişi ile muhatap olmanın bedeli devlete ve Sultanbeylilere bu mantıkla çok ağır bir şekilde ödettirilecek. Yani birkaç tane para babasını daha da zenginleştirmek için harcanılan bu çaba gerçek anlamda mülkiyet problemi için harcanmış olunsaydı eğer, şimdiye kadar mülkiyet problemi çözülmüş olacaktı. Beni hayretler içerisinde bırakan bir diğer konu ise, sohbet ettiğim devlet büyüklerim mülkiyet problemi bu yıl içerisinde çözüme kavuşacağı söylemleridir. Böylesine birbirine zıt durumlar karşısında kafamda iki şık belirleniyor. Birincisi ya bizimle dalga geçiyorlar. İkincisi de ya bu iş çözülmüş biz farkında değiliz. Ama şunun farkındayım. Daha önce bedel ödeyerek aldığımız arsalar için daha ağır bedeller ödeyeceğimizdir. Durum ne olursa olsun mülkiyet tüm detaylarıyla gizemliğini koruyor. Umut ederim ki; 2016 yılı Dünyada ve Ülkemizde huzur ve barışı hakim kılsın. Sultanbeyli’yi de mülkiyetine kavuştursun.
I’m not the only one click sources who sees this as problematic.