Yine bir seçimle yüz yüze gelmek üzereyiz. Her seçim kimileri için heyecan, kimileri için ekonomik kazanç, kimileri için siyasi kazanç, kimileri için hüsran, kimileri için göz yaşı ve acı, kimileri için ders çıkarma, kimileri için terör ve kaos ortamı, kimileri için de ülkenin kurtuluşu demek. Aklım kemale erdiğinden beri, her seçimde bütün bunları ve daha fazlasını gördüm ve yaşadım. Hele 7 Haziran seçimi ve sonrası daha önce gördüğüm ve yaşadığım acı ve üzüntülerden çok daha fazla. Birden bire alevlenen gergin bir ortam ve terör olayları, ülkeyi kan ve gözyaşına boğdu. Ardından gelen protestolarda bir o kadar canımızı acıttı. Linç edilmek istenen masum insanlar, yağmalanan iş yerleri ve araçlar kardeşlik duygularımızı zedeledi. Kin ve öfkeyle bakar olduk birbirimize. Üstelik çevremizde kan ve gözyaşı yeterince varken, bundan bir ders bile çıkaramadık. Protestolarda provokatörlerin gazına gelip ortalığı dağıtabiliyoruz. Oysaki yüz yıllardır kardeş demişiz birbirimize, örnek gösterilmiş kardeşliğimiz dünyanın birçok yerinde. O vakit nedir bu kargaşa ve kavga, ne istiyoruz birbirimizden? Hadi hep beraber haykıralım kardeşliğimizi. Suriye’de, Mısır’da, Irak’ta, Doğu Türkistan’da, Libya’da ve Filistin’de dünyanın gözü önünde yaşatılan vahşeti ve insanlık dramını göremiyor muyuz? Üstelik bu ülkelerin hepsi Müslüman ve hepsinde acı ve gözyaşı var. Benim anlamadığım nokta ise, bu ülkelere abi rolünde olan güçlü Türkiye’nin onlar gibi olmaya çalışması. Bizden yardım dileyen ve bekleyen bu ülkelerin durumuna düşmemek için, ayaklarımıza takılı olan bu prangalardan kurtulmamız gerekir. Aksi halde Allah muhafaza, yardım isteyecek bir abimizde yok! Bu nedenle aramıza sokulmaya çalışılan bu nifaklara itibar etmeyip kardeşliğimizin daha da güçlenmesi için kenetlenmeliyiz. Yani ne birimiz üstün ırk, ne birimiz efendi ve ne birimiz köleyiz. O halde üstünlük kavgasını yapmaktansa, eşit bir şekilde beraberce yaşama mücadelesi verelim. Unutmayın bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüştür. O halde binlercesini öldürene ne diyeceğiz?
UNUTMUŞLARDI HATIRLATTILAR!
Siyaset bilinçsizce yapıldığı zaman, insanlar ayrışır ve kutuplaşır. Siyasi partilere fanatikleşerek bağlanmak ve siyasi liderleri taparcasına putlaştırmak, insanların birbirinden uzaklaşmasını ve ayrışmasına neden olur. Yani bu durum kimin işine gelir, tabi ki siyasetçinin. Siyasi liderler, kendilerine taraftar kazanıp insanların ayrışması için çeşitli söylemler de bulunurlar. Söylem ve eylemleriyle bizleri ayrıştıran siyasilerin icraatlarına bir noktadan sonra pekte önem vermeyiz. Peki, hata kimde? Tabi ki siyasileri sorgulamayan ve onları putlaştıran bizlerde. Çünkü çoğumuz onların insan olduğunu ve hata yapabileceklerini unuturuz. Unutmayın iktidara gelen partiler bir süre sonra toplumun giderek artan ve değişen beklentilerine cevap veremiyor. Daha sonra da toplumun uzağına düşüyor. Sonra yeni bir siyasi oluşum yeni iddialarla geliyor ve onun yerini alıyor. Demokrat parti ve Anavatan partilerinin geçmişteki başarılarını çoğumuz hatırlıyoruzdur. Örnek olarak göstermemin nedeni, liderlerinin değişim söylemleri ve yararlı hizmetleri onları belli bir süre iktidarda tuttu. Sonra yapılan hatalar ve yanlışlar sonucu siyasal olarak değiştiler veya yok oldular. Anlayacağınız insanlığın dışında her şey ya değişir ya da zamanı dolduğu için yok olur. Mademki insanlığın dışında her şey ya değişir ya da yok olur, o halde Allah’ın emrettiği şekilde insanlığımızı yaşayalım. Bu kelimeleri sıralarken, şu veya bu partiyi kastetmiyorum. Bir ülkenin hızlı ilerlemesi ve daha iyi kalkınması için tabi ki siyasi istikrar şart. Ama yapılan hataları, yanlışları ve haksızlıkları yıkmadan kırmadan cesur ve mantıklı bir şekilde ülkeyi yönetenlere yüksek sesle iletmek gerek. Görüldüğü üzere eksikleriniz var, yanlışlarınız var, hatalarınız var, yoldan çıkanlarınız var, değişenleriniz var, ötekileşeniz var, kraldan çok kral olanınız var, kardeşlik bağlarını zedeleyeniniz var, yönetim zaaflarınız var ve ayrıştıranınız var. Son zamanlarda bazı basın organlarına saldıran ve hakaret eden kendini kabadayı sananlar türedi. Kendilerini her şeyin efendisi sanan bu zevatlar, boyunların ölçüsünü bir iki gün önce aldırlar. Unutmuşlardı hatırlattılar milletten başka kabadayının olmadığını. Aynı yıl içerisinde yapılan ikinci seçimde, iktidar partisinin Milletvekili listesinde çok ta ciddi bir değişiklik olmadı. Ama bölgemizden iki adayın olması da sevindirici. En azından yükselen sesler bir hatayı kısmen de olsa giderdi. Umarım diğer hatalardan da bir ders çıkartılıp önlemler alınacaktır. Son olarak korkunun ecele faydası olmadığı gibi aceleyle ecele de gitmemek gerek!
You can look at criminology as it is viewed by the social https://writemypaper4me.org/ sciences.