Bazı araştırmacılara göre başarılarımız şansa değil, zekâmıza, yeteneklerimize ve çok çalışmamıza bağlıdır. Ama ben bu araştırmacılara katılmıyorum. Çünkü tanıdığım zeki, yetenekli, liyakatli insanların istenilen konumda veya mevkide olmadıklarını görüyorum. Fakat zeka seviyesi ortalamanın altında olan, yeteneksiz kişilerin mevki makam sahibi olduklarını da biliyorum. Buna şans mı denir, adamcılık mı denir? Takdir sizlerin.
Siyasi partilerin kongreleri yaklaşıyor. Kimi siyasi partiler kongrelerini yaptı, kimi yapıyor, kimi yakın zamanda yapacak. Bazı siyasi partilerde parti içi demokrasi yeteri kadar olmasa da işliyor. Bazılarında ise parti içinde demokrasiyi görmek neredeyse imkansız.
Seçimlerde gösterilen adaylar kadar İl ve İlçe teşkilatları da önem arz eder. Çünkü halkın karşısına onlar çıkar, partileri ve adayları için oy talep ederler. Yani İl ve ilçe teşkilatları bu anlamda çok önemlidir. Aday gösterilecek başkan ve yönetimi önce delegeler, partililer ve o bölgede yaşayan vatandaşlar tarafından benimsenmelidir Zira bir sonraki seçimde partisinin kaderini bu kadrolar belirleyecek.
Buradan yola çıkarak AK Partinin kongreleri büyük bir ehemmiyet teşkil eder. Geçtiğimiz yerel seçimin eksikliğini ziyadesiyle yaşayan AK Parti’nin 2023 hedefine ulaşmak için detaylı araştırmalar yaptığına inanıyorum. Görüştüğüm, sohbet ettiğim bazı teşkilat mensuplarının geçtiğimiz yerel seçim için ‘çocuklarımızı AK Partiye oy vermeleri için ikna edemedik’ söylemleri ile defalarca karşılaştım. Çocuklarını ve ailelerini mensubu oldukları partiye oy vermeleri için ikna edemeyen bu kişiler, nasıl olurda başka birini oy vermeye ikna edebilir? Adına Z kuşağı dedikleri gençlerin AK Partiye oy vermemesinin en önemli nedeni kendi ebeveynleridir. Buradan yola çıkarak AK Partinin yerel seçimde kaybettiği oy kaybının nedenini görebiliyoruz.
Örneğin normal şartlarda partisi olmadan siyaset arenasında boy göstermeye çalışan bazı kişilerin bölgelerindeki oy oranına göre %1 bile oylarının olmamasına rağmen aday gösterilip seçtirilmesi gibi. Bu açıdan baktığınızda liyakatin, zekanın ve yeteneğin bir önemi yok.
Aslında bakılırsa siyasi kurumlar ve siyasi teşkilatlar bölgelerindeki demografik yapıya göre yönetimde temsiliyet hakkı veya yetkisi verir. Ama bazı siyasi kurumlarda ve teşkilatlarda bu anlamda demokrasiyi görmek söz konusu bile değildir. Yani adamcılığa önem verildiği sürece kayıplar kaçınılmaz olur. Örneğin üç dönem ilçe başkanlığı yapmış, partisini ilçesinde üst düzey temsil etmiş ve başarılı olmuş biri Milletvekili yapılmaz. Ama adı sanı bilinmeyen yeteneksiz biri Milletvekili yapılabiliyor. Bu anlamda aklıma başka bir şey gelmediği için adamcılıkla birlikte şans diyorum.
Son yıllarda Siyasette dava adamı, gönül adamı söylemleri ile sıkça karşılaşıyoruz. Liderinin gölgesine sığınıp elde edilen başarıyı kendinden bilen onlarca niteliksiz kişi tanıyorum. Siyasi partinin liderine gönülden bağlı vatandaşların çıkar hesabı yapmadan oy verdiğini ve desteklediğini hepimiz biliyoruz. Ama şu niteliksizler var ya işte onlar, verilen oyların elde edilen başarının mimarının kendilerini olduklarını sanıyorlar. Oysa niteliksizlikleri ile birlikte yeteneksiz olduklarını onlarda her kes gibi biliyor.
Fakat şu hususu hatırlatmak gerek. AK Partiye oy verenlerin önemli bir bölümü Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gönülden bağlı oldukları için oy veriyor. Yani asıl dava ve gönül adamları onlar. Onlar küserse eğer sizin ne kadar YETENEKSİZ olduğunuz ortaya çıkar.
“ET KOKARSA TUZLANIR, TUZ DA KOKTU ÇARE NEDİR?”
Naçizane önerim, İl ve İlçelerde kamuoyu yoklamaları yapılarak teşkilat Başkanları ve yönetimlerini belirlemeniz. Çünkü bazı ilçelerde yanlışlar ve haksızlıklar almış başını gidiyor. Ortam dinlemeleri, gazeteci, iş insanı, STK temsilcileri ve rakip görülen siyasetçilerin konuşmalarının kaydedilmesi gibi birçok ahlaksızlık ve çirkinlik yapılıyor.
Hatta bazı ilçelerde bu olaylar öylesine çirkinleşti ki; “TUZ koktu” dedirtiyor. “Et kokarsa tuzlanır, tuz da koktu çare nedir?” tam da yapılanlara atıfta bulunan atasözleri ile, yaşanılan çirkinliklere çanak tutan gazeteciyi de uygulatan siyasetçiyi de kınıyorum. Umuyorum ki ilgililer, gerekeni yapacaktır.
Son sözümde kongreler öncesi kapalı kapılar ardında kendince yoklama yapanlara. Kapalı bir kutu haline dönüp sinsi fırsatlar beklentisi ile bir başarı elde edemezsiniz. Kendinize güveniyorsanız çıkın siyaset meydanına adam gibi mücadelenizi yapın. Tabii zeki, yetenekli ve liyakatliyseniz. Ama adamcılık beklentisi içindeyseniz, boşuna beklemeyin. Onlar yeterince var…