Onun ütopyasında herkes kitap kurdu. Onun ütopyasında yağmur damlalarının yerini, kitap kolileri alıyor. Yemek kokusunun yerini, kitap kokusuyla dolduruyor. Kitapları yaşatıyor; onlarla konuşuyor ve dertleşiyor. Toplumun içerisinde capcanlı bir hayat sunuyor…
Adalet Bakanlığı’nda Zabıt Katibi olan ve aynı zamanda da yazarlık yapan Abdullah Çağlar; ‘Kitaplar Üzerine Bir Gün – Ütopya’ kitabında sizi kitaplarla dolu bir sabaha uyandırıyor. Böyle bir sabaha uyandığınızı hayal edebiliyor musunuz? Karşı komşularınızın hepsi gazete, dergi ve kitap okuyor. Apartman görevliniz merdivenlere diz çökmüş ve sanki başka işi gücü yokmuş gibi ‘Hitler’in Kavgam kitabını heyecanla okuyor. Bahçede oyun oynayan çocuklar da var, ders kitaplarına çalışan çocuklar da. Beşinci kattan birisi balkondan kitap sepeti sarkıtıyor ve bakkaldan kitap sipariş ediyor.
Mahallenizde yardımlaşma da kitaptan, karı koca kavgaları da kitaptan:
-Sen nasıl benim kitabımı komşuya verirsin, çabuk git al, ben onsuz nasıl uyurum…

ÜTOPYA
Kitabı okurken, Abdullah Çağlar’ın kitaplardan ve okumaktan aldığı huzuru derinden hissediyorsunuz. Toplumun içerisinde kitaplara capcanlı bir hayat sunan Çağlar; onları hem yaşatıyor hem de yakın dostu olan kitaplardan adeta can buluyor.
Tam burada; ‘ütopya’ devreye giriyor. Kitapta yaşanılanlar bir ütopyanın parçasıyken, aslında tüm olaylar ‘Abdullah Çağlar’ın da bir parçası.
25 Haziran 1982’de Tarsus ilçesinde dünyaya gelen Çağlar; ilk ve orta öğrenimini Kozan’da tamamlamış, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’nde Tarih okumuş ve fakülteyi ikincilikle bitirmiş. Gaziantep Üniversitesi’nde tezsiz yüksek lisansını tamamlamış ve ardından da 2017 yılında sosyoloji okumuş. Ayrıca Çağlar; ‘Tespit’ ve ‘Var Gitmek Ankara’ adlı iki kitap daha yazmış biri.
Bu döngüye eşlik ederken; kariyerine bunca başarı sığdıran Çağlar’a “Tüm bunları nasıl yaptın” diye sorsak, eminim ki binlerce kitap gösterecektir…

KİTAPLARLA DOLU YOLCULUK
Çağlar’ın “Kitaplar Üzerine Bir Gün – Ütopya” kitabında onun yalnızca ütopyasını değil; isteklerini, hedeflerini okuyacak, bu yolculukta kendinize de mutlaka kitaptan bir parça bulacaksınız.
İşte kitaptan kesitler:
*Sonra adliyeye giden dolmuş geldi. Bindi dolmuşa Abdullah. Parayı uzattı, arka koltuğa geçti. Üç yolcu vardı. Birisi gazeteyle haşir neşirdi, diğeri dini içerikli bir dergi almış onu okuyordu, diğerinin elinde bir şey yoktu, dışarı izliyordu. Biraz da dalgındı, üzgündü ister istemez. Abdullah ‘hayırdır’ dedi. O da cevapladı:
– Kitap okuyacak param kalmadı, son paramı da dolmuşa verdim. Ben şimdi ne yapacağım, ekmek gibi su gibi muhtaç olduğum kitabı nasıl alacağım…
‘Üzülme’ dedi Abdullah. Al şu 50 TL’yi git kitabevine yaşam kaynağını al.
Dolmuşun şoförü de; “Arkadaş şu e-kitaplara son çıkan kitaplar yüklenmedi, ne güzel kulaklığımızla dinliyoruz, bari kitap okuyamıyoruz sürerken dinletin” diye sitem etti.
*Fırında çalışanlardan birkaçı mahalleli için harıl harıl çalışırken ekmek veren çocuk elinde kitabı, müşteri bekliyordu.
-Kimi okuyorsun dedi Abdullah.
-Orhan Pamuk’u okuyorum dedi çocuk. Hangi romanını diye sordu Abdullah. Çocuk da, ‘Kar’ romanını okuyorum dedi. Abdullah da şaka yaparak; “Dikkat et de, kar çabuk erimesin” dedi. Çocuk güldü. Sonra konuştu.
– Biliyor musun abi… Bu sıcakta içimi serinleten ne su, ne kola… İçimi serinleten bu kitap.
Not: Yazarın kitaplarını alışveriş sitelerinden rahatlıkla temin edebilirsiniz.
Sevgili Abdullah Çağlar ülkemiz insanlarına kitap okuma alışkanlığı kazandıracaktır.
Bundan sonraki süreçte yeni eserlerini bekliyoruz.