malatya oto kiralama parça eşya taşıma canlı casino siteleri casino siteleri sex shop slot siteleri deneme bonusu veren siteler
IDLAC Reklam

İstanbul’un Gizemli Taşları « Haber Takip

13 Mayıs 2026 - 19:25

İstanbul’un Gizemli Taşları

İstanbul’un Gizemli Taşları
Son Güncelleme :

22 Aralık 2014 - 8:48

Dünyanın birçok yerinde gizemli taşlar mevcut. İstanbul’ da da bu türden gizemini koruyan çok sayıda dikili taş var. Araştırmacı Namık Talat Güraslan, parapsikolojinin ve spiritolojinin verileri ile bu konuya yaklaşım getirilebileceğini iddia ediyor.

İstanbul’da birçok dikili taş bulun­duğu ve bunların bir kısmının da zamanla yıkıldığı bilinmektedir. Evliya Çelebi de İstanbul’un her türlü felaket ve dertten korunması için, kentin değişik yerlerine, deği­şik tılsım mahiyetinde taşların dikilmiş oldu­ğundan bahseder.

Sultanahmet Meydanı’nın dikili taşları ile bir odak oluşturması söz konusudur. Bizans döneminde Konstantin formu olarak adlandırılan bu alan, Osmanlı döneminde At Meydanı adını almıştır. Evliya Çelebi’nin tılsım dedikleri, psikotronik mahiyette işlev gören ve üzerinde odaklanan veya depolanan tesir­leri yaymak suretiyle, hedef alınan her ne ise, onu istenilen yönde etkileyen çeşitli objeler­dir. Çelebi, bu psikotronik objeleri ya da tıl­sımları şöyle sıralar:

Arkadyüs Sütunu ve tılsımı

Avratpazarı’nda, bin parça beyaz mermerden yapılmış olan, minare gibi içi boş, merdivenli yüksek bir direk ve bu direğin tepesinde tek parça beyaz mermerden bir heykel vardı. Heykel yılda bir kez değişik mahiyette bir ses çıkarır, çevredeki bütün kuşlar heykelin etra­fında dönmeye başlar ve bunların binlercesi yere düşünce, halk da kuşları toplayıp yer­lerdi.

Söz konusu direk, eski adıyla Arkadyüs Forumu’ndaki Arkadiüs Sütunu’dur. Asıl yüksekliğinin 40 metre kadar olduğu söylenen sütunun büyük bir kısmı depremler ve yangınlar sonucunda yıkılmış, geriye 6 metrelik bir kaidesi ile tepesinden bir parça kalmıştır. Abide, bugün Cerrahpaşa’da Avratpazarı’ ndaki evler arasına sıkışıp kalmıştır.

Çemberlitaş

Çemberlitaş’ın bir diğer gizemi: Tavukpazarı’ndaki, kırmızı renkli som mer­merden yapılma yuvarlak bir sütun, bugünkü adıyla Çemberlitaş, sığırcık kuşlarının çevre­sinde toplandıkları, uzak diyarlardan getir­dikleri zeytin dalları ve zeytinlerini bıraktıkları bir taş olarak anlatılır.

Bu zeytin­leri yiyen rahiplerin açlıklarını giderdiklerin­den de söz edilir. İstanbul’daki Çemberlitaş restorasyonunu yürüten şirket yöneticisi, Çemberlitaş’ın altındaki odada Hz. İsa’ya ait kutsal eşyaların gömülü olduğunu açıkladı. Medya olaya geniş yer verdi. Çemberlitaş’ın sırrı Osmanlı’dan günümüze hep merak konusu oldu. Bu konuda ilk tarihsel çalışmamızı Hezarfen Hüseyin Çelebi yaptı. 1670 yılında kaleme aldığı “Kitabu tenkih-i tevarihu’l-müluk” adlı eserinde, bakın Çemberlitaş’ın sırrı hakkında ne yazdı?

Hezarfen Hüseyin Çelebi meraklı biriydi. Konstantin’in neden Hıristiyan olduğu ve İstanbul’a niçin yerleştiği, Ayasofya’yı kimin ne zaman yaptırdığı, Fatih Sultan Mehmed’e kadar İstanbul’da oturan 90 Rum kayserinin kimler olduğu gibi, kafasındaki yüzlerce sorunun yanıtını merak ediyordu. Bu nedenle baş tercüman Hıristiyan Panayot’tan kitaplar alıp okudu.

Yetmedi. Ali Ufki’den yardım istedi. Yunanca ve Latince kitapları Ali Ufki’ye okutturup notlar aldı. İşte çıkardığı bu notları da, “Kitabu tenkih-i tevarihu’l-müluk” adlı eserinde kullandı. Şimdi sözü, Çemberlitaş’ın sırrını 337 yıl önce yazmış olan Hezarfen Hüseyin Çelebi’ye bırakalım. Bakalım bugün hálá konuşup tartıştığımız Çemberlitaş’ın sırrı konusunda neler yazmış.

“İlk defa İstanbul’un temelini atıp taht şehri iden muzaffer Konstantin’dir. Rum, Yunan ve Latin tarihçiler, bunun menakibini anlatırken rivayet ederler ki Konstantin önce Portekiz, İspanya, Fransa ve İngiltere vilayetlerinin padişahı olan Konstantiyus nam putperest bir melikin oğlu idi. Babası ölünce, yirmi üç yaşında iken Milad-ı Hazret-i İsa Aleyhisselam’ın üç yüz dokuzuncu senesinde babasının yerine Portekiz’de saltanat tahtına cülus eyledi. Üçüncü seneden sonra Roma’da elli birinci kayser olan Maksentius nam kayser, gayet zalim ve habis bir adamdı.(…) Muzaffer Konstantin azim alaylar ile Roma’ya girüp Maksentius’ün tahtına cülus etti. Milad-ı Hazret-i İsa’nın üç yüz on ikisinde Rum Padişahı oldu.

Beşinci senesinde sonra vücudunda lekeler peyda eden bir hastalığa tutulmasıyla o şehrin hekimlerini çağırup, ’benim marazımın ilacını bulun’ deyu ferman eyledi. Anlar dahi ittifak idüp cevab verdiler ki, ’eğer bu şehrin meme emen çocuklarını toplayıp boğazladıktan sonra kanlarını büyük bir kazana doldurup kan ısıcak iken içine girüp oturmıyasınız, bu marazdan halas olamazsınız’ dediklerinde emreyledi ki, şehrin meme emen çocuklarını valideleriyle toplayalar.

Mezhur Konstantin anaların feryatlarını göricek çocuklara merhamet idüp, ’ben bu marazdan helak dahi olursam olayım. Nahak yere bu kadar günahsız çocuğun kanlarına girmeyeyim. Analarına ikişer altın vireler ve evlatlarıyla beraber azad idüp evlerine göndereler’ deyü buyurdu.

Ol gece rüyasında ’Ümmet-i İsa’dan gizli olan Silyostros nam üsküfe baş vurursan marazdan kurtulursun’ derler. Uyandıkda filhal mezhur hakimi isteyüp getirilmesini ferman eyledi. Varub getürdüler. Mezbur üsküf gördükte dedi ki, ’eğer putlarını terk idüp, bundan sonra Hazret-i İsa’yı hak peygamber bilüp şeriatını tasdik edersen ilaç eylerim’ dedikte, ol saat imana gelüp Hazret-i İsa’nın din ve milletini ve emrettiklerini ve nehyettiklerini tamamen kabul ve putlarını inkár etti ve hepsini kırdı. Bunun üzerine hakim ilac idüp marazdan kurtuldu.”

“Saltanatının on sekizinci senesinden sonra rüyasında gördü ki, bir münasip ve bir büyük şehir bina eyleye. Ol sebebten Roma’dan çıkup diyar diyar gezüp Selanik’e geldikte havasını beğenüp orada karar kıldı ve kiliseler ve hamamlar yaptırup sular getirdi. Bununla beraber çemberli taşı yaptı.

Devamı yarın…

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.