ŞİT: ‘MEVCUT ANAYASA DERİN DEVLET KOKUYOR’ « Haber Takip

18 Eylül 2021 - 08:04

ŞİT: ‘MEVCUT ANAYASA DERİN DEVLET KOKUYOR’

ŞİT: ‘MEVCUT ANAYASA DERİN DEVLET KOKUYOR’
Son Güncelleme :

07 Şubat 2012 - 16:39

Yeni Anayasa tartışmaları tüm ülkenin gündeminde. Hemen hemen Türkiye’nin her bir noktasında yeni ve sivil bir Anayasa için konferanslar yapılıyor, açıklamalar yayınlanıyor. Üniversitelerin, Sivil Toplum Kuruluşları’nın yeni Anayasa’ya yaklaşımı ve yeni Anayasa için neler düşündüğü hep merak ediliyor. Bizlerde HABER TAKİP gazetesi olarak Türkiye’de en büyük sivil toplum örgütü olan Memur Sen’in ve Eğitim Bir Sen’in ilçemizdeki temsilcisi Murat Şit ile yeni Anayasayı konuştuk. Haber Koordinatörümüz Recep Karakoç’un Murat Şit ile yaptığı röportajı beğenerek okuyacağınızı umuyoruz.

 

Recep KARAKOÇ Sayın Murat ŞİT, öncelikle sizinle yeni anayasa hazırlık süreci ile ilgili Sivil Toplum Kurumları adına röportaj yapma istediğimize olumlu yanıt verdiğiniz için size çok teşekkür ediyorum.

MURAT ŞİT

Ben teşekkür ediyorum.

Recep KARAKOÇ Efendim, siz bu gün sivil toplum örgütlerinden Türkiye’de en büyük sivil toplum örgütü olan Memur Sen’in ve Eğitim Bir Sen’in ilçemizdeki temsilcisisiniz.  Siz sendika olarak demokratik bir Türkiye için, yeni anayasa için bu süreçte yaptığınız şeyler oldu mu? Yaptıysanız ne gibi şeyler yaptınız, bizimle paylaşır mısınız?                  

MURAT ŞİT : Efendim, öncelikle böyle bir fırsatı bize sunduğunuz için ben size teşekkür ediyorum.  Biz, Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütü Memur-Sen olarak vesayetin ve vesayetçilerin deşifre edilmesi sürecini hızlandıran ortak akıl mitingleriyle darbecileri deşifre ettik. Darbe savarlığımızı ortaya koyduk. Özgür birey, sivil toplum, demokratik devlet istedik. 12 Eylül 2010 da milletin onayına sunulan Anayasa değişiklikleri, Memur-Sen’in ve paralel düşüncelere sahip olan paydaşlarımız, STK’larımızla birlikte oluşturduğumuz bu ve benzeri zeminlerin eseridir. Referandum sürecinde; Demokrasiden, özgürlüklerden ve millet iradesinden yana olduk. “Toplu sözleşmeye de, Toplumsal sözleşmeye de Evet” sloganıyla, kararımızın “Evet” olduğunu haykırdık. Referandum sonucunda milletimizin %58’inin onayıyla, “Yeni Anayasa” değişiklikleri kabul edildi. Bunda en büyük pay tabi ki Eğitim Bir Sen’in ve Memur Sen’indir. Hâlbuki diğer sendikalar hayırda hayır vardır diye bir yalan uydurmuş hayır cephesinde yerlerini almışlardı.

RECEP KARAKOÇ: Birde Türkiye genelinde bir anket çalışmanızın olduğu söyleniyor. Ondan da bahseder misiniz?

MURAT ŞİT : Evet, yeni anayasa sürecinde herkes anayasanın değişmesini istiyor ancak hiç kimsenin bu konuda yaptığı bilimsel bir çalışma yoktu. İşte yine Eğitim Bir Sen olarak, Memur Sen olarak eksikliği fark ettik.  Eksiklik “Yeni Anayasa” ya dair taleplerin bilimsel verilerle desteklenmiş bir çalışmanın olmayışıydı. Bizim de Memur-Sen Genel Merkezi olarak bu eksikliği gidermek için “ Sahadan Yeni Anayasa Araştırması” yaptık.  Algılarda, Beklentilerde ve Taleplerde ki Anayasa çalışmamızı 81 ilde 49.740 kişiyle gerçekleştirdik. Anketimizi farklı siyasi eğilimlere sahip 61 kanaat önderiyle yüz yüze gerçekleştirdik. Bu Sahasında yapılan ilk ve tek çalışmadır.

RECEP KARAKOÇ: Efendim sizce Türkiye bu güne kadar kaç defa Anayasa yapmış, Anayasa yapma çalışmalarında başarılı olmuş mu, hangi anayasaların ne gibi özellikleri vardı. Bu konuda ki görüşleriniz nelerdir?

MURAT ŞİT : İlk Anayasa çalışmalarını, bu millet Osmanlı döneminden itibaren yapmıştır. Anayasa yapma konusunda başarılıyız. Ancak içerikleri noktasın da aynı şeyleri söylemek mümkün değil tabi. İlk defa 1808 yılındaki Sened-i İttifak’tan itibaren Tanzimat Fermanını da dikkate alırsak, 1876’daki Kanun-i Esasi’yi, Ocak 1921 yılındaki Teşkilat-i Esasi’yi gibi belli dönemlerde anayasa çalışmaları yapmıştır. 1921 yılında yapılan anayasada, kısmi olarak da olsa bir millet iradesinin yansıdığını hepimiz biliyoruz. Ama daha sonraki yapılan anayasaların hiçbirisinde böyle bir millet iradesinin anayasa metinlerine ya da uygulamalarına, yansıdığını söylemek mümkün değildir. Bu millete dış ülkelerden, Avrupa’dan tercüme edilmiş metinleri, kanunlarımız diye ortaya koymuşlar. Ve bu elbise bu milletin vücuduna uymadı, dar geldi. Her milletin kendi değerleri, kendi kültürleri var ve her biride birbirinden farklılık gösterir. Bir kere 1982 Anayasası elit bir zümrenin hazırlamak mecburiyetinde kaldığı bir darbe anayasasıdır. Darbe ürünü bir anayasadır.  Dolayısıyla bu Anayasanın ruhunda bir yanlışlık vardır. Çünkü: Dayatmacıdır, baskıcıdır, yasakçı bir yapısı vardır.

RECEP KARAKOÇ : Konuyu biraz daha açar mısın, hangi anayasaların ne gibi özellikleri vardı. Yani hangileri özgürlükçü, hangileri yasakçı Anayasalar idi.

MURAT ŞİT: Bu ülke 1876 tarihli Kanun-i Esasi’den başlayarak bugüne kadar 24 Anayasası, 61 Anayasası ve 82 Anayasaları’yla yönetildi. Bu anayasaların tamamı ferman anayasalardır. Zorla dikte edilmiş anayasalardır. 1921 Anayasası ise, Türkiye toplumunun farklılıklarıyla ilk defa yansıma bulduğu, egemenliği doğrudan kullanabilen, olağanüstü yetkilere sahip bir meclis tarafından hazırlandı. 24 Anayasası, tek parti hâkimiyetinin ürettiği bir Anayasadır.  61 ve 82 anayasaları da, hepimizin bildiği gibi askeri rejim karanlığını Türkiye’ye açan anayasalar oldu, askeri rejimler tarafından üretildi. Yani darbe anayasasıdır. Derin devlet kokuyor.

RECEP KARAKOÇ: Derin devleti biraz açar mısın?  Derin devlet denilince Türkiye de neler aklımıza gelmeli, neleri hatırlamalıyız?

MURAT ŞİT: Derin devlet, Milletin emrinde olmayı değil, milleti emri altına almayı düşünen yapının adıdır. Onlar, “ İnanabilirsiniz ama inandığınızı yaşayamazsınız”  derler. Laikliği, dindar insanlara karşı sopa olarak kullanmaktan sakınmazlar. İşbirlikçilerin çabalarıyla oluşturdukları kaosları gerekçe gösterip, on yılda bir milleti tokatlamayı görev saydılar. Darbe ordusunun mensubu olmayı arzulayan akademisyenlere, “ordu göreve” pankartı açtırarak meydanları ısıtmaya çalıştılar. Meydanları ısıtarak yeni darbeler planladılar. Ne yazık ki bazı adı sivil toplum olan sözüm ona SENDİKALAR da buna çanak tuttular. Kendi sendika genel merkezlerinde meydanları ısıtmanın planlarını yaptılar. Onlar, Üstünlerin hukukunu “ hukukun üstünlüğü” olarak yutturmaya çalıştılar. Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan ülkenin insanlarına, 15 yaşından önce Kur’an öğretmeyi yasakladılar. Aklımıza neler gelmeli ye gelince, en başta sayısız faili meçhuller geliyor. Her on yılda bir gerçekleşen darbeler geliyor. Balans ayarları geliyor. Post modern darbeler, yürütülen tanklar geliyor. Yeraltında çıkan mühimmatlar geliyor. PKK geliyor. ETÖ geliyor. Yine derin devlet denilince aklımıza;  Madımak’ta Otel yaktırıp, Başbağlar’da katliam yaptırıp aynı dine mensup insanlar arasına, mezhep ve etnik farklılığa dayalı nifak tohumları ekmeleri geliyor. Bir yandan, “bu ülkede yaşayan herkes Türk’tür.” Dayatması yaparken, diğer yandan “Siz Kürt’sünüz hakkınızı arayın” propagandasıyla PKK terör örgütünü kurdurmaları geliyor. Kürtçülük esaslı terörü PKK üzerinden, Türkçülük esaslı terörü Ergenekon Terör Örgütü üzerinden yönettiler. Görünüşte birbirine düşman olması gereken bu iki örgüt aynı masa etrafında toplanarak yapacakları eylemleri planladılar. Silah kaçakçılığından tutunda esrar eroine kadar ker konuda beraber hareket ettiler. Bu ülkenin genç kızlarını “başörtülüsünüz” diyerek yıllarca üniversitelere almamaları da geliyor aklıma. İşbirlikçilerinin milletin parasını çalmalarına fırsat veren düzeni bitiren 54. Hükümetin Başbakanı merhum Erbakan’ı, “irtica” iftirasıyla 28 Şubat sürecini başlatarak hükümetten uzaklaştırdıkları da geliyor aklıma.

RECEP KARAKOÇ: Biraz önce Laikliği dindar insanlara karşı sopa olarak kullandılar diyorsunuz. Laiklik nedir? Sizce laiklik nasıl olmalı. Yeni anayasada yer almalı mı? Alacaksa nasıl yer almalı?

MURAT ŞİT : Evet, Laiklik konusuna gelince laikliği kaba tabiri ile ders kitaplarımızda din ve devlet işlerinin bir birinden ayrılması ya da din devlet işine devlet te din işine karışmayacağı sistemin adı olarak tarif etmişler. Ancak bu gün memurlar,  işçiler, başörtülüler, mezhepliler, mezhepsizler, aleviler, suniler, solcular, sağcılar herkes laiklikten çok çekti ve herkes şikâyetçi. Anayasaya laiklik konduğundan adam gibi bir laiklik tanımı yapılmalıdır. Hak ve özgürlüklerin önünü açan bir laiklik olmalıdır. Bu laikliğin içine Alevi’si de girmeli, Sünni’si de girmeli, Hıristiyan da girmeli, dinlisi de dinsizi de girmeli ama adam gibi bir laiklik tarifi olmalıdır, diye düşünüyorum.

RECEP KARAKOÇ: Efendim az önce konuşmalarınızın arasında bir yandan “bu ülkede yaşayan herkes Türk’tür.” dayatması yaparken, bir yandan da “Siz Kürt’sünüz hakkınızı arayın” propagandası yaptılar ve Kürtlere PKK terör örgütünü,  Türklere de ETÖ kurdurdular dediniz. Acaba Size göre Kürt sorununun çözümü nasıl olacak?

MURAT ŞİT :  Efendim,  Cumhuriyet kurulurken üç şeyi çözmek iddiasıyla ortaya çıktı. Birincisi fakirliği önlemek, milletin refah seviyesini yükseltmek. İkincisi, din ve devlet arasındaki diyalogu yani laiklik meselesini halletmek. Üçüncüsü de, Kürt sorununu çözmek.  Bakın 90 yıldan beri uğraşıyoruz bu işle bu üç meselenin üçünü de halledebilmiş değiliz. Ve o günden daha kötü durumdayız. Bunda bir yanlışlık var. Kürt sorununun çözümü bize göre kolaydır. Sorunun çıkış noktasına inmek lazım. Hani bataklık ve sinek meselesi var ya biz şimdi bataklığı kurutmayı bırakmış sineklerle uğraşıyoruz. Bu ülkenin % 99 ‘unun Müslüman olduğunu söylüyoruz demi. Bakın Allah, İslam’da inananlar kardeştir, diyor. Müslüman Kürtler ve Müslüman Türkler arasında hiçbir sorun yok zaten. Irkçılık vebasına yakalanan Türk ve Kürtler arasında sıkıntı var. Yine inandığımız dinin yüce peygamberi “ırkçılık yapan bizden değildir” diyor. Şimdi zamanında Ezanı dahi Türkçe okutan Türkçüleri ve şimdi İHL’lerine, öğrencilerine ve öğrencilerinin kaldığı yurtlara saldıran Kürtçülerin niye böyle davrandıklarını anlıyor musun? Çünkü din varsa dindar varsa onlara hayat hakkı yok, yok eğer onlar var iseler dine ve dindara hayat hakkı yok. Bir kalpte hem iman hem küfür bir arada olmuyor. Bence Kürt sorununun çözümü,     Rahmetli Erbakan hocanın Bingöl de bir konuşması vardı 90’lı yıllarda.  Ne söylediğini de hatırlarsınız herhalde. İşte Kürt sorunun çözümü onun o sözlerindedir.

RECEP KARAKOÇ: Sayın Şit, size yine en çok merak edilen konulardan bir tanesini yöneltmek istiyorum. Sizce yeni Anayasada Atatürkçülük yer almalı mı?

MURAT ŞİT :  Efendim hep zor sorular yöneltiyorsunuz. Siyasilerin bürokratların çözemediği sorunları bize yöneltiyorsunuz. Atatürkçülük ile ilgili şunları söyleyebiliriz. Dünya hukuk literatüründe ve dünya anayasa tarihinde kişi milliyetçiliği diye bir şey yoktur diye biliyorum. Atatürk’ün de kendisi böyle bir şey istememiştir. Atatürk Cumhuriyetimizin kurucusudur. 1921 Anayasası onun döneminde yapıldı. 1924 Anayasası da onun döneminde yapıldı. İsteseydi Atatürk milliyetçiliğini 1921 veya 1924 Anayasalarına koyamazmıydı. Koyabilirdi. Ama koymadı. Çünkü o biliyordu, hukuk literatürün de böyle bir şey olamaz. Ama daha sonra gelenler yani 61 Anayasasını hazırlayanlar, 1982 Anayasasını hazırlayanlar, kendi menfaatleri için Atatürk’ü kalkan etmişler. Dikkat etmişseniz çıkar grupları, menfaat çevreleri Atatürk’ü dillerinden düşürmezler.

RECEP KARAKOÇ : Sayın Şit, sizce bu anayasaları toplum olarak kendi isteğimizle mi yapmışız. Yani anayasa yapma ihtiyacı nereden doğmuş ta bu kadar anayasa yapma durumunda kalmışız.

MURAT ŞİT: Anayasa tarihimize baktığımızda biz anayasaları ya askerlerin dipçiğinin altında yapmışız veya anayasa değişikliklerini Avrupa Birliğinin ısrarlı talepleri, bezende zorlamaları karşısında yapmışız. Ama şu anda çıkan irade ne askerin dipçiğinin yön göstermesi nede Avrupa birliğinin ısrarlı talepleridir. Bu sadece milletin kendi iradesidir. İnşallah bütün toplum kesimlerinin ortak görüşleri doğrultusunda hazırlanır ve bir daha da Anayasa yapma ihtiyacı duymayız.

RECEP KARAKOÇ: Yani siz bu Anayasanın mutlaka değişmesi gerektiğine mi inanıyorsunuz?

MURAT ŞİT : Evet, bu Anayasanın mutlaka değiştirilmesi gerektiğine  inanıyoruz. Mevcut Anayasada millet, devlet yaklaşımı açısından baktığımız zaman, milleti hiçe sayan, milleti küçük gören bir yaklaşımı vardır, bir vesayet Anayasasıdır. Bu Anayasa yamalı bohçaya dönmüştür. 17 defa Anayasa değişiklikleri yapılmış, 100 maddeyi aşkın bir değişiklik yapılmıştır. Ama hala Anayasa, bu milletin istediği, bütün siyasi partilerin de istediği bir Anayasa olamamıştır. Dolayısı ile bu Anayasanın mutlaka değiştirilmesi lazım. Aslında Milletimizin çoğunlunun istediği bu mevcut anayasanın değişmesi de değil, ya Anayasanın tümden kaldırılarak yerine yenisinin konulmasıdır. Çünkü Bu anayasanın ruhunu değiştirmedikten sonra istediğiniz kadar değişiklik yapın, nitekim 17 defa değişmiş, dolayısı ile ortaya yine anormal bir durum çıkacaktır.

RECEP KARAKOÇ: Murat bey, sizce yeni anayasada neler olmalıdır. Nelere dikkat edilmelidir?

MURAT ŞİT: Öncelikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarını Anayasal norm yazımında değerlendirmek üzere önümüze almalıyız. Bu önerileri, dışarıda ne varsa alalım anlamında demiyorum, dışarıda ne olduğuna da bakalım kastıyla söylüyorum. Yine, Eğer toplumun mümkünse hepsinin, yoksa büyük bir çoğunluğunun benim anayasam diyebileceği bir metnin hazırlanması gerekir. Sonra Anayasa demokratik olmalıdır. İmtiyaza dayalı olmamalıdır. Anayasa adil olmalıdır. Hak ölçüsünü dikkate almalıdır. Hak ve adalet merkezli olmalıdır. Özgürlükçü olmalıdır. Din özgürlüğü, vicdan özgürlüğü ve fikir özgürlüğü. Anayasa sivil anayasa olmalı, milletin anayasası olmalı. Sivil anayasa sivillerin hazırladığı anayasa anlamında değil, uygulama açısından da bir sivil zihniyet,  bir sivil yaklaşım olmalıdır.  Yapılacak anayasa milletin temsilcisi olan meclisin mutlaka elini ve gücünü kuvvetlendirmelidir. Ve her şeyden önemlisi, Anayasanın olmasa olmazı hukukun üstünlüğü olmalıdır.  Yeni Anayasada herkes istediği gibi inanabilmeli inandığı gibi yaşayabilmeli, inandığı şeyleri söyleyebilmeli, ifade edebilmeli, öğretebilmeli, öğrenebilmeli. Yeni anayasa bu saydığım hususları mutlaka güvence altına almalı.

RECEP KARAKOÇ : Peki, biliyorsunuz ülkemiz darbeler ülkesi. Yeniden darbelerin olmaması ya da gündem dahi olmaması için, bir daha böyle bir şeye niyetlenilmemesi için yeni anayasada neler olmalı bu anlamda?

MURAT ŞİT: Doğru ülkemiz canı sıkılanın ben yarın darbe yapmak istiyorum dediği bir ülke. Her üç yılda beş yılda ellerine eldiven geçirerek sarıkız ile birlikte ayışığında milletin başına balyozların indirildiği bir ülke. Bunun bir daha yaşanmaması için, yeni Anayasada yürütmeye bağlı kurumların görev ve yetki sınırlanırın net olarak belirlenmesi gerekir.  Ki o zaman kimse durumdan vazife çıkararak demokrasiye balans ayarı yapma gibi bir hakkı kendisinde görmesin. Böyle bir fırsatı bulmasın.

RECEP KARAKOÇ : Efendim son bir soru, bu son konuşmalarınız bağlamında sizce yeni anayasada genelkurmay başkanlığının yeri ne olmalıdır?

MURAT ŞİT: Hiç tereddütsüz söylüyorum Genelkurmay Başkanlığı Yeni anayasada mutlaka ve kesinlikle Milli Savunma Bakanlığına bağlanması gerekmektedir.

Sayın Şit, bize vakit ayırdığınız için size çok teşekkür ediyorum. Çok hoş bir sohbet oldu. Sendikacı, eğitimci ve de idareci olduğunuz için bizde size sendikacılıkta ve eğitimde başarılar diliyoruz.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.