UTANMANIN BİLMEM KAÇINCI HALİ!.. « Haber Takip

30 Ocak 2023 - 05:37

UTANMANIN BİLMEM KAÇINCI HALİ!..

UTANMANIN BİLMEM KAÇINCI HALİ!..
Son Güncelleme :

14 Ekim 2022 - 16:23

Şöyle bir eskiye gidesim geldi nedense.

Bir özlem, bir iç çekiş ve biraz da hayretle baktım ardıma.

Neleri geride bırakmıştı ve nelere gebeydi hayat?..

 

Geçmiş vaktin evlatları, baba odaya girince hemen toparlanırdı mesela.

Seslendiğinde ‘buyur babacım’ denirdi. Sözü kesilmez, özü benimsenirdi.

Sigara yeni yeni yayılmaya başlamıştı o dönem; her yerde boy boy sigara reklamları olsa da, asla büyüklerin yanında içilmezdi.

El öpmek diye bir ritüel vardı; büyüğe sorumluluk, küçüğe saygıyı hatırlatırdı.

Şimdi nerden düştü aklıma bütün bunlar? Neden sızlıyor içim?

Bambaşka bir konuya uyanmışken bu sabah, nedir beni geçmişin huzurlu ve saygılı toplum yapısına götüren?

 

Durun devam edelim; belki de yazının sonunda bu duygu selinin sebebini keşfederiz.

Ha hiç unutmam bir de şey vardı, aynı masada toplanıp akşam yemeği yemek… Evin büyüğü bismillah demeden yemeye başlanmayan o sofralardan, sofra duası edilmeden kalkılmazdı.

Öğretmene saygı ve itibar, doktora sevgi ve güven, polise minnet ve şükran vardı…

Bütün bunların sebebi anaya, babaya, ataya, dahası Allah’a saygı ve sevgiydi.

Şimdi siz şu satırları okumayı umuyorsunuz belki de…

Şimdinin gençleri öyle mi deyip onları yerden yere vuracağım cümleler.

Hayır…

Şimdinin gençlerine laf etmem.

Edemem!..

Bize verilen adap ve terbiye onlara verildi mi ki onlardan bekleyelim.

Bize sunulan huzur onlara sunuldu mu?

Bizim yediğimiz organik kara ekmek dahi bugün yok.

Ekmeden hasat mümkün mü?

Öğretmeden sınav adaletli mi?

O yüzden şimdinin gençlerine laf etmem de ettirmem de.

Hatta yine iyi idare ediyorlar.

Akşam eve gelince çocuklarıyla eşiyle hasbihâl etmeden TV karşısında yayılarak zaman geçiren babadan, akşama kadar gündüz kuşağı izleyerek komşunun halısı, akrabanın takısı diye zaman geçirip kendini geliştirmekten aciz, akşam eşini beş karış suratla karşılayan, kitap okumayan anneden doğru evlat yetişir mi?.

Yok yok yine çok iyi idare ediyorlar.

Ah nerede o eski günler deyip evlatlarımıza aktaramadığımız edebin, hasretini çekme lüksümüz yok.

 

Gün öyle bir gün ki, iki kaşın arasında bulunan nefs belasının galip gelmesi için her imkan var.

Gün öyle bir gün ki, namzet kişilikler tarafından dahi aile kavramına itibar suikastları yapılıyor.

Gün öyle bir gün ki, kendi ahlaksızlıklarına zaten kör olup başkasının ahlaksızlıklarına ise saygı duyuyorum diyerek ‘saygı’ sözüne zulüm ediliyor.

Gün öyle bir gün ki, Allah’ın sevmediği ne varsa, adına özgürlük diyerek bir neslin köküne her fırsatta zehir akıtılıyor.

Birçok sözde sanatçı, siyasetçi, sivil, hatta anne ve babanın başına birer jandarma dikilse yeridir.

Ve gün öyle bir gün ki, senin gizlin, saklın ‘mahrem bilgin’ bir başkasının top koşturabileceği sözde özgürlük alanı olmuş.

Hani bir söz vardı, “Bir kişinin özgürlüğü başka birisinin özgürlüğünün başladığı yerde biter.” Şimdilerde tam tersi bir durum var Allah muhafaza.

Deniyor ki “BİR KİŞİ DİĞER BİR KİŞİ, KURUM VEYA MAKAM HAKKINDA DOĞRULUĞUNDAN EMİN OLMASA DAHİ SINIRSIZCA KONUŞUR” “BU ÖZGÜRLÜKTÜR..”

Vay arkadaş ne yapsın devlet, herkesin başına bir jandarma mı diksin demiştim.

Evet oldu…

Ahlaken ‘YALAN’ söylemekten imtina etmesi gereken siviller, siyasiler, gazeteci ve sanatçıların başına resmen ahlak jandarması dikilmiş.

‘DOĞRU KELAM’ yasaların koruması altına girmiş, ‘YALAN SÖYLEMEK’ cezai işleme tabi olmuş…

Şoktayım “UTANMAK’ YERİNE ‘YALAN’ SÖYLEME ÖZGÜRLÜĞÜM ELİMDEN ALINDI DİYE AĞLIYORLAR.”

Yalan iftira ve dezenformasyon bizim milletimize yakışmayan haller arasındaydı.

Ahlak, yasalarla korunmaya ihtiyacı olmayan en değerli karakter biçimi değil miydi?

Heh şimdi anladım neden bu yazıya başladım.

Neden eski adabı muaşeret burnumu sızlattı. Yazının sonuna doğru birlikte keşfederiz demiştim ya hani…

Evet…

Bu sabah, ‘YALAN’ söylemeyi yasaklamak zorunda kalan bir ülkede uyandım.

 

Sevilay Koç Dursun

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.