"Vicdanen rahatım" « Haber Takip

8 Aralık 2021 - 16:36

"Vicdanen rahatım"

"Vicdanen rahatım"
Son Güncelleme :

28 Kasım 2012 - 14:41

Coşkun Hürriyet’e, “Ben Sayın Güldal Mumcu’ya ‘bu işi devlet yaptı, devlet isterse çözer’ diye bir ifade kullanmadım” dedi. Coşkun, Mumcu suikastinin aydınlatılması için devletin istihbarat, emniyet birimlerinin ve DGM cumhuriyet savcılığının geceli gündüzlü çalıştığını, gerekli her türlü araştırmanın yapııdğını belirterek, “Vicdanen rahatız” dedi.     ISLAMI HAREKET BAĞLANTISI BULUNAMADICoşkun, Mumcu soruşturması sırasında Istanbul DGM’nin yürüttüğü Islami Hareket Örgütü ile ilgili bağlantıyı araştırmak için Istanbul’a gittiğini, ancak hiçbir delil bulunamadığını da vurguladı. Mumcu soruşturması sırasında büyük para ödülü konulması nedeniyle birçok kişinin suikaste ilişkin hiçbir bilgileri olmamasına rağmen tanık olarak ortaya çıktığını anlatan Coşkun, “Bunların içinden yalan söyleyenler tespit edilerek, yalancı şahitlikten haklarında suç ihbarında bulunulmuştur. Kitapta bu konuların da farklı anlatıldığı sanki soruşturma savsaklandı gibi gösterilmek istendiği anlaşılıyor” dedi. Coşkun’un açıklamaları özetle şöyle:AÇIKLAMA ZARURETI DOĞDU“Sayın Güldal Mumcu’nun eşi gazeteci yazar Uğur Mumcu suikasti ile ilgili yazdığı kitapta bu kitabı henüz okumamış olmakla birlikte kitapla ilgili basında yer alan açıklamalardan ve katıldığı televizyon yayınlarında yaptığı beyanlardan sonra bu açıklamayı yapmak zarureti doğmuştur. Uğur Mumcu, 24 ocak 1993’te bombalı bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. Mumcu cinayetinden geriye doğru 4-5 yıl gidildiğinde Ankara’da benzer şekilde arabasına konulan bombalı eyleme maruz kalan ve yaşamını kaybeden kişilere dönük soruşturmaları yürüttüm. Bunlar arasında Suudi Arabistan Büyükelçiliği’nde görevli bir askeri ateşe, Amerikalı çavuş Victor Marvick, Mısırlı diplomat El Kurabi ve MOSSAD görevlisi olduğu iddia edilen Ehud Sadan vardı. Bunlardan Victor Marvick hayatını kaybetmiş eşi yaralanmış, Mısırlı El Kurabi’nin bacakları kopmuş kızı yaralanmış ve Israilli Ehud Sadan hayatını kaybetmiştir. Doç. Dr. Bahriye Üçok evine gönderilen bombalı paketi açtığı sırada hayatını kaybetmiştir. Uğur Mumcu cinayetinden bir süre önce de Ankara’da Prof. Dr. Muammer Aksoy evinin girişinde tabancalı saldıraya maruz kalmış ve hayatını kaybetmiştir.  MUMCU SORUŞTURMASINI ÜÇ SAVCI ÜSTLENDIKO tarihlerde Ankara DGM Başsavcısı olan Nusret Demiral bu eylemlerin soruşturmasını yapmakla beni görevlendirmişti. Soruşturma safhasında çok titiz çalışmalara karşılık Uğur Mumcu cinayetinden önceki bu olaylar aydınlatılamamış failleri belirlenip yakalanamamıştır. Uğur Mumcu’nun da benzer şekilde bombalı suikastle hayatını kaybetmesinden sonra DGM Cumhuriyet Başsavcısı Nusret Demiral aralarında benim de yer aldığım üç kişilik ekibi soruşturma savcıları olarak görevlendirdi. Soruşturmayı birlikte yaptık, ancak eski dosyaların soruşturması da tarafımdan yapıldığı için olaylar arasında benzerlikler paralellikler olduğundan soruşturmanın yoğunluğu benim üzerimde kaldı. DEVLET ISTERSE ÇÖZER DEMEDIMO dönemde Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili Başbakan Yardımcısı ve bazı bakanlar bu cinayetin çözüleceği konusunda basına beyanda bulunup ‘hükümetin namus borcu’ gibi açıklamalar yapmışlardı. Ben Güldal Mumcu’nun hadise nedeniyle kendisini toparlayabilmesi için başsavcımızın da bilgisi dahilinde yaklaşık 20 gün sonra evinde olayla ilgili beyanını tespit etmeye gittim. Bana bu olayın faillerinin belirlenip yakalanıp yakalanamayacağını sorduğunda ben de daha önceki failleri yakalanmayan bombalı eylem sanıklarından bahsedip aynı zamanda Başbakan yardımcısı ve bakanların da yaptığı açıklamalar sebebiyle ‘siyasi irade isterse olay çözülür’ şeklinde açıklamada bulunduğumu hatırlıyorum. Yoksa ‘bu işi devlet yapmıştır, devlet isterse çözer’ diye bir beyanda bulunmadım. Ben zaten o anda devletin cumhuriyet savcısıydım. Devletin görevlisiydim. Bütün bu olayların arkasında komşu bir ülkenin gizli servisinin bulunduğuna dair işaretler istihbarat kurumlarınca bana intikal ettiriliyordu. Bu komşu devletle ilgili olması sebebiyle siyasi irade isterse çözebilir dediğimi hatırlıyorum.KUSURUM GÖRÜLMEDIMumcu ailesinin şikayeti üzerine hakkımda o dönem işlem yapıldı. Milli Savunma Bakanlığı kusurum olmadığı ve soruşturmanın savsaklanmadığı sonucuna vardı ve disiplin cezası verilmesine gerek görülmedi. Sayın Güldal Mumcu, Milli Savunma Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek Idare Mahkemesi’ne bu konuda da dava açtı ve dava da reddedildi. Ben 1994 yılında savcılıktan DGM yedek hakimliğine atandım ve soruşturmayı da bıraktım. KEMAL AYHAN EVINDE KALP KRIZINDEN ÖLDÜAnkara DGM Savcısı Kemal Ayhan, benim de tanıdığım sevdiğim yıllarca oda ve lojman komşuluğu yaptığım bir meslektaşımızdı. 1.70 boylarında, 90-100 kilo, zaman zaman nefes darlığı çekiyordu. Eşi ve kızı tatile gittiği sırada elinde kumanda korumalı lojmanında öldü. Eğer ölümünde şüpheli bir durum olsaydı, Başsavcımız Demiral gerekli soruşturmayı yaptırırdı. Ailesi ile de görüşülerek, otopsi yapılmasına gerek görülmemiştir. Ama Sayın Güldal Mumcu’nun kitabında bu konuda manidar şekilde yeralmış ve Kemal Ayhan’ın şüpheli şekilde öldüğü yazılmıştır.”GÜLDAL MUMCU : SAVCI ‘DEVLET ISTERSE ÇÖZER’ DEDISuikaste kurban giden Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu’nun eşi, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, “Içimden Geçen Zaman” isimli kitabında bazı ididaları gündeme getirdi.Güldal Mumcu önceki gün CNN Türk’te yayınlanan röportajında şunları söylemişti:SAVCI: BU IŞI DEVLET YAPMIŞTIR“Bu olayda en dramatik nokta 18 Şubat’ta bilgime başvurmak için gelen ilk DGM savcısı Ülkü Coşkun, olayın ilk savcısı bir kere ben olayı ayrıntılarıyla anlatıyorum. ‘Bunlar ayrıntı geçiniz’ diyor. Üç patlama duydum diyorum. ‘Bunlar ayrıntı geçiniz’ diyor. ‘Üstüme gelmeyin Güldal Hanım bu işi devlet yapmıştır. Siyasi iktidar isterse Devlet çözer’ dedi. ‘Basına söylerseniz yalanlarım’ dedi. Biz bu dilekçemizi veriyoruz.”SAVCININ ÖLÜMÜ ŞÜPHELIGüldal Mumcu, Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan yazı dizisinde ise olayı soruşturan bir başka savcının da şüpheli bir biçimde evinde ölü bulunduğunu anlattı. Mumcu şöyle konuşmuştu:“Bize, Uğur Mumcu cinayetinin ardında ‘uluslararası istihbarat örgütleri, biraz mafya ve karanlık güçler’ olduğunu söyleyen Savcı Kemal Ayhan bir süre sonra evinde ölü bulundu. Savcı Ayhan, eşi ve çocuklarının tatilde olduğu bir sırada evinde ölü bulundu ve cenazesi aynı gün, otopsi dahi yapılmadan Başsavcı Nusret Demiral’ın talimatıyla defnedildi.”

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.