“Sahtekârların tuzağına düşen Sercan, Yeşil kartından oldu. İlaçsız kaldı” « Haber Takip

1 Ağustos 2021 - 17:27

“Sahtekârların tuzağına düşen Sercan, Yeşil kartından oldu. İlaçsız kaldı”

“Sahtekârların tuzağına düşen Sercan,   Yeşil kartından oldu. İlaçsız kaldı”
Son Güncelleme :

10 Mayıs 2012 - 14:29

Paravan şirket kurarak piyasayı dolandıran sahtekârlar, son kurban olarak ağır Şizofren hastası Sercan Aslan’ı hedef seçtiler

 

“Sahtekârların tuzağına düşen Sercan, Yeşil kartından oldu. İlaçsız kaldı”

 

 

Sultanbeyli Abdurrahman Gazi Mahallesinde yaşayan 22 yaşındaki ağır Şizofren hastası Sercan Aslan, sahtekârların kurbanı oldu. Adına kurulan paravan şirket yüzünden Bağ-Kur’lu gözüken Sercan Aslan’ın yeşil kartı iptal edildi ve hiçbir sağlık imkânından faydalanamıyor. İlaçlarını kullanamayan Sercan Aslan’ın bir anı, bir anını tutmuyor. Aile, Sercan’ın hastalığı dolaysıyla birilerine zarar vermesinden korkuyor.

 

SERCAN ASLAN VE AİLESİ İÇİN KARA GÜN NASIL BAŞLADI?

 

2010 yılının Nisan ayında hava almak için evinden çıkan Sercan Aslan, mahallesinde bulunan Abdurrahman Gazi camiinin bahçesine gidiyor. Hayatında hiç tanımadığı iki kişi yanına geliyor. Kısa bir muhabbetten sonra kendilerini Yıldırım ve Engin diye tanıtan iki şahıs, Sercan’ın hastalığından ve o anki boşluğundan faydalanıp ‘Sana iş vereceğiz. Seni müdür yapacağız’ diyerek Sercan’ı Pendik’te bulunan bir notere götürüyorlar. Önceden hazırlanmış Disan İnşaat Hırdavat ve Orman Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi’ne 2020 yılına kadar münferiden Müdür tayin ediyorlar. Şirket 50 bin TL sermaye ve iki ortaklı bir şirket olarak kuruluyor. Sermayenin 45 bin TL’sini Sercan Aslan, 5 bin TL’sini ise İdris Öztürk üstleniyor. Kağıt üzerinde tüm işlemleri aynı gün içerisinde tamamlayan sahtekarlar, 12.04.2010 tarihinde Pendik Vergi Dairesinden şirketin olur yazısını alıyorlar ve şirketi faaliyete sokuyorlar. Sercan Aslan ise, ailesine yaşadığı hiç bir şeyi anlatmıyor veya unutuyor.

 

OLAY YEŞİL KARTIN YENİLENMESİNDE ORTAYA ÇIKIYOR

Şirketin faaliyete girmesinden 18 gün sonra her şeyden habersiz bir şekilde oğlunun yeşil kart süresini uzatmak için Sultanbeyli Sosyal Yardımlaşma Vakfına giden Sercan Aslan’ın babası Sadrettin Aslan, oğlunun üzerine kurulu bir şirketin olduğunu ve dolayısıyla Bağ-Kur’lu olduğu için Sercan’ın yeşil kart hizmetinden yararlanamayacağı yanıtını alıyor. Olay karşısında şaşkına dönen baba Sadrettin Aslan işin peşine düşüyor. İlk olarak Pendik SGK Müdürlüğüne giden baba Aslan, oğlunun hangi adreste şirket kurduğunu öğrenmek istiyor. Adresi alan baba, şirketin bulunduğu adrese gittiğinde şirket yerine normal bir evle karşılaşıyor. Tekrar SGK’ya gelen baba bu kez Pendik Vergi Dairesine yönlendiriliyor. Orada bulunan memurlara oğlunun durumunu anlatan ve böyle bir şirketin geçerliliğinin hukukken bir anlam ifade etmediğini dile getiren baba, şirketin kapatılmasını istiyor. Tekrardan gözden geçirilen şirket 30.04.2010 günü yani 18 gün sonra şirket vergi dairesi tarafından kapatılıyor. Şirket kapatılmasına kapatılıyor ama sıkıntı yine bitmiyor. Çünkü Sercan Aslan’ın Bağ-Kur’u devam ediyor.

 

BABA SAHTEKÂR İSİMLER HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYOR!

 

Şirketin kapatılmasını kendi çabası ile kapattıran baba Sadrettin Aslan, ileride doğabilecek daha büyük sıkıntılarla karşılaşmamak için Sultanbeyli Cumhuriyet Savcılığı’na giderek oğlunun başından geçenleri anlatıyor ve oğlunu kandıran kişiler hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Olay Pendik’te yaşandığı için Sultanbeyli Adliyesi suç duyurusunu Pendik Adliye’sine yönlendiriyor. Yaklaşık 7 ay süre sonucunda Pendik Cumhuriyet Savcılığı aileye 19.01.2011 tarihinde davayla ilgili ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair’ kararını gönderiyor ve ailenin bir üst mahkeme olan Kadıköy Ağır Ceza mahkemesine dava yolunu açık bırakıyor. İşin peşini bırakmayan ve haksız yere kurulan şirket yüzünden mağdur olduğunu dile getiren baba, davanın tekrar görülmesi ve suçluların yakalanması için Kadıköy Ağır Ceza mahkemesine dava açıyor. Dava halen devam ediyor.

 

ŞİZOFREN HASTASI SERCAN’IN BAĞ-KUR’A YAKLAŞIK 8 BİN TL BORCU VAR

 

Vergi Dairesi şirketi kapatmasına kapatıyor ama şirketin diğer ortağı İdris Öztürk de kapanış vermediği için şirket İstanbul Ticaret Odasında askıda kalıyor ve Bağ-Kur pirimi işlemeye devam ediyor. Bu gün itibari ile Sercan Aslan’ın Bağ-Kur’a yaklaşık 8 bin TL borcu var. Borcu kapatmadan iptal edilemeyen Bağ-Kur hesabı, Sercan Aslan’ın yeşil kart’tan faydalanmasını engelliyor. Dolayısıyla Sercan Aslan, sağlık imkânlarından faydalanamıyor, ilaçlarını alamıyor.

 

ÇARESİZ BABA, OĞLUNU EVİN DIŞINDA YAPTIĞI TEK GÖZLÜ ODADA YAŞATIYOR

 

Başından geçen acı olayları Haber Koordinatörümüz Recep Karakoç’a anlatan acılı baba, oğlunun kendilerine ve çevrede bulunan insanlara zarar vermesinden korkuyor. Birçok kez kendine ve evde bulunan kardeşlerine zarar vermeye çalışan Sercan’ı kontrol edememekten dert yanan dertli baba, yaşadıklarını anlatırken göz yaşadıklarını tutamıyor. Çaresiz kaldığı için oğlunu evin dışında yaptığı tek gözlü bir odada yaşatmaya başlayan baba Sadrettin Aslan: “O benim gülüm. Her şeyim ama çaresizlikten oğlumu eve alamıyorum. Kimi zaman kardeşlerine, kime zaman annesine kimi zamanda kendine zarar veriyor. Evde kesici aletler olduğu için oğlumu bu ortamdan uzaklaştırmak istedim ve evimin bahçesine gördüğünüz bu tek gözlü odayı yaptım. Oğlum akşamları bu odada tek başına kalıyor. Yüreğim el vermiyor ama çaresizim. Oğlumun bir iğnesi 350 TL. Ben inşaatlarda çalışıyorum. Param olmadığı için oğlumun ilaçlarını ve iğnesini alamıyorum. Üzerine kurulan paravan şirket yüzünden oğlum üzerine çıkmış yaklaşık 8 bin TL borç var. Bunu ödeyecek gücüm yok. Yeşil karttan yararlanamıyorum. Buradan Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Sultanbeyli Belediye Başkanımıza sesleniyorum. Ne olur bu derdime çare bulun. Ben yardım istemiyorum. Haksız bir şekilde oğlumun üzerine kurulan şirketin mahkeme yoluyla kapatılmasını istiyorum. Durum böyle olursa ben yeşil karttan yararlanacak ve oğlumun tedavisini yaptıracağım’ ifadelerini kullandı.

 

ANNE SADEGÜL ASLAN, ‘OĞLUMU ASKERE GÖNDERMEK İSTİYORDUM’

 

Oğlunun hastalığını fırsat bilerek kendilerini zora sokan insanlara isyan eden Anne Sadegül Aslan, “Biricik oğlumun büyütüp askere gitmesini çok istiyordum. Ama durumu ortada. Bunun bu haline acıması gerekenler oğlumun üzerine şirket kurmuşlar. Ve bu yüzden oğlumun ilaçlarını alamıyoruz. Bizi zorda sokanları Allah süründürsün” ifadelerini kullandı. Röportaj boyunca annenin gözyaşları hiç dinmedi.

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.