REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Haber Takip

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri
#BizBizeYeteriz Türkiyem! Korona yaz 8119'a gönder 10 TL bağışta bulun

REÇETE

REÇETE
Sevilay Koç Dursun
Sevilay Koç Dursun( sevilaykocdursun@habertakip.org )
20 Eylül 2020 - 11:03

Uzun zamandır siyasetle ilgili yazmıyordum.

Siyasetin tam göbeğinde olan ve köşe yazarlığı yapan birisi olarak, siyasi yazılarıma bizzat kendim ambargo uygulamıştım…

Peki neden?

Şöyle anlatayım.

Efendim benim gibi tarafını açık ve net ortaya koyan köşe yazarları için şöyle bir algı var.

Ne yazarsak yazalım, konuyu hangi perspektif’den ele alırsak alalım, bikere taraf olduğumuz için yanlı yazdığımız düşünülür.

-Doğruları da yazsak ön yargıyla yorumlanıyor.

Açıkça söyleyeyim, tüm sosyal medya da ve diğer platformlarda hükümet lehine söylenen her bir onure edici söze operasyon çekiliyor.

Hiç bir haberin, yazının, veya söylemin doğruluğuna yada yanlışlığına bakılmaksızın, araştırmadan bazıları tarafından bilinçli olarak dile pelesenk ediliyor.

Yazılan doğrular, yalan yanlış eklemelerle yorumlanıp tekrar servis ediliyor.

Ve insanlar yalanın yayılmasına farkında olmadan aracılık yapmış oluyor.

Bu büyük bir vebaldir. Tehlikeli ve geri dönüşü olmayan yıkımlar hüzünler doğurabilir. Yalan dillerden dillere yuvarlanırken dev bir yalan topu olur ve sonun da herkesi içine alır.

-Geçmişte bir çok örneğini yaşamadık mı?

Bir millet yalanlarla koskoca bir imparatorluğun çöküşüne seyirci kalmaya mahküm edilmedi mi?

Ve yine bir millet, yalan ve iftiralarla yazılan bir iddianameyle, seçilmiş bir başbakanın ipte sallandırılışını canlı yayında tüm radyolardan dinlemedi mi?

Minik bir yalan taşının, suda yaptığı dalga bir gün hepimizi boğabilir.

Hemen hemen herkes, her konuda yorum yapabilir ve eleştirebilir pozisyonda.

Tam da bu yüzden, her konu da kendini profesör sanan bazı okurların elinde harab olan kıymetli yazılara üzüldüğümden olsa gerek, siyasi yazılara ara vermiştim.

Kişisel gelişim, toplumsal olaylar, ahlaki ve adabı muaşeretle ilgili yumuşak yazılar yazıyordum.

Fakat bizler sustukça birileri daha yüksek sesle konuşmaya devam ediyor.

Hz, Mevlananın çok güzel bir sözü var ‘’Kişi edebinden susar, edepsiz ben susturdum sanır.’’ madem ki edepsizlerin sesleri yükseldi, herkese anladığı dilden yazarak o sesleri kısmak da bizim gibi kalemşörlerin boynunun borcudur dedim.

Haydi Bismillah diyerek başladım fakat bu yazı biraz da öz eleştiri olacak.

Tam da kongre sürecine girmiş olan AK Parti teşkilatlarının tamamın da var olagelen bir konuya parmak basmak istiyorum.

Çok ilginçtir, bizler yazılarımızla sol cenaha fırtına olmaya çalıştıkça, üşüdüm diyenlerin sesleri sağ cenahtan geliyor.

Bu işte bir terslik var!..

Sanırım bazı şeyler yanlış ellerde yanlış dillerde sizlere aks ettiriliyor. Çünkü size olumsuz cümle konduramıyorum.

-Siz ne ayaksınız diyesim geliyor.

Sağ görüşlü bir yazarın kaleminden yada ağzından çıkan bir yanlış cümle olursa, iki saatte adamı al aşa ediyoruz.

Önce sosyal medya da bir güzel pataklıyoruz, sonra ardı ardına şikayet telefonları ile elimizin dilimizin bilgimizin harcı olmayan her şeye burnumuzu sokuyoruz.

Ondan sonra da yalan makinaları devreye giriyor ve ortaya iki yalan atıyorlar. Kendi doğrumuza sahip çıkamadığımız gibi, onların yalanını da şişirip öyle bir sahipleniyoruz ki tüm enerjimizi tüketiyoruz.

Bakın sol cenahta teröriste sahip çıkılıyor, tanıdığım onlarca vatan sevdalısı solcu var, bitanesi çıkıp demiyor ki sen nasıl teröriste sahip çıkarsın.

-Adamlar koşulsuz biat etmişler.

Sözde sol görüşte biat kültürü yok. Hadi ordan biatın babası sizde desem, soldan önce sağdan öyle bir kroşe geliyor ki yemede yanında yat.

Birilerinin tek zaferi, kendi partisinin kongresini kazanmak.

Buna rağmen seçmeni ve teşkilatı adama öyle bir sahip çıkıyor ki hayret ediyorum.

Biz bu güne kadar girdiği her seçimi kazanmış, ülkesini tüm dünyada onur ve şerefle temsil etmiş, ciddi kararlar alınan her masaya Türk milletinin gücünü gösteren vakur bir tavırla oturmuş, söz sahibi olmuş, gerektiğinde yumruğu masaya vurmuş bir lider.

Yatırımları ve halkına olan hizmetleri dünyaca takdir edilmiş bir adamı, üç tane çapulcunun azına sakız ettirip ve hatta bizler de bir müddet sonra aynı uslupla çiğniyoruz.

Dava dendiğinde, hemen havaya zıplıyorlar  ‘’hangi dava’’?

Hani sol cenahın yönettiği Türkiye’de, kızını karını özgürce sokağa salamıyordun.

Hani başını açmadan okula gönderemiyor, ehliyetin üzerine bile başörtülü resim koyamıyordun ya hatırla.

Filmlerde bile hizmetçiye, dilenciye, dedikoducuya giydirilen dininin gereği olan başörtüsünün itibarsızlaştırılma çabalarını hatırla.

Devletin hiç bir kurumunda çalıştıramıyordun kapalı kızını, ve hatta oğlun namaz kılarsa işten atılıyodu unuttun mu?..

Sağ sol çatışmalarında sırf siyasi rant ve hayal ürünü bir ideolojiyle, kardeşi kardeşe kırdıranların değirmenine su taşıyordun, sen margarin bulamazken yalılar da göbeğini kaşıyanların ekmeğine tereyağı sürüp gencecik delikanlını toprağa koyuyordun.

‘’Beka’’ dendiğinde hemen ayağa zıpayanlarla aynı tranbolinde zıplamak!..

-Vay be diyesim geliyer.

Müslümanı alevisi, sünnisi şafisi, türkü kürdü, lazı çerkezi kardeş olan, kız alıp kız veren, akrabalık ve kan bağı olan insanların arasına nifak tohumları ekip, doğuyu yangın yerine çevirerek, burada yasa dışı devlet kurma hayaliyle uyuyan, gece kurduğu hayali, sabah aynen uygulayabilecek kadar biti kanlanan yavşakları, terör saldırılarını, cinayetleri, sukastleri unuttun mu?..

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş başbakanını pijamasıyla karşılayarak dünya medyasında yayınlayarak itibarsızlarşıran medya patronlarını hatırla.

Hayatı bu millete zindan eden, yüz binlerce masum, sivil, asker, polis demeden canlı bombalarla ortalığı kana boğan eylemleri ne cabuk unuttun.

Kalabalık ortamlara giremez olmuştuk.

-Su uyur düşman uyumaz…

Zannetme ki bittiler. Bitlerinin kanlanmasnı bekleyerek, yeni kabusları hayata geçirecekleri ana kadar pusuya yattılar.

Ne çabuk unuttun sınırlarında egemenlik kurup, sınır kapısı açan alçak teröristleri.

Hizmet dendiğinde, yapacak tabi mecbur vergi veriyoruz biz diyen amca.

Dün ne veriyordun çakıl taşımı?..

Hastanelerin, teknolojik yetersizliğini mi, uzayıp giden hasta kuyruğunu mu ve pislik içindeki hallerinden mi başlasam?

Yoksa akmayan sulardan mı, çöp dolu sokakların pisliklerini mi anlatsam, yoksa köstebek yuvası yollarımı?

Maaş kuyruğunda ölen emeklilerden mi bahsetsem, parasız ve imkansızlıktan bakamadığı için engellisini ahıra bağlayan insanların bedbahtlığından mı bahsetsem?

İlaç kuyruğunda çıkan kavgalara hiç değinmeyeyim isterseniz.

Şimdi bunların hengisi var bi insaf edin, ve biraz da şükredin ki Allah bu nimetleri elimizden almasın.

Yatırım dendiğinde, hangi yatırım?

Bunu da hatırlatayım efendim.

Yer altını köstebek gibi delip, her yere metro götüren, binlerce kilometre bölünmüş yol yapan, her şehre hava alanı yaparak halkın uçakla seyehat etmesini mümkün kılan, kendi savunma silahlarını yerli teknolojiyle yapan, hastaneleri yeni baştan inşa edip tam teşekküllü son sistem hale getiren, okul ve üniversitelerle kişisel gelişim ve eğitim seviyesini yükselterek daha bilgili bir topluma sahip olan ve saymakla bitmeyen yatırımlarla, tüm dış baskılara rağmen ülkemizi gelişen ülkeler arasına sokmayı başaran bu iktidara hiç mi saygın yok.

Mitink meydanların da ‘’ pazara kadar değil, mezara kadar’’ diye bağırdığın o günü hatırla.

Din iman konusuna hiç girmiyorum bile. Mazallah şeriatçi deyip beni taşlarsınız.

-Hipnoz oluyoruz!..

Özellikle de eski teşkilatçı kardeşlerim.

Sizler gerçekten bu davaya inanmış birer neferdiniz.

Sizlerin desteği ile bu kutsal dava büyüdü ve büyümeye devam ediyor.

Bazıları makam veya mevki sahibi olamadığı için mesnetsiz ve çirkin söylemler de bulunsa da, kulakları tıkama ve yola devam etme vaktidir şimdi.

Onca omuz verdiğiniz davaya kıyıp da nasıl cümlelerinizi sol cenahla aynı nakaratta kullanabilirsiniz.

Son zamanların moda tabirine de değinmeden edemeyeceğim.

Neymiş efendim ‘’Ben sadece Recep Tayyip Erdoğan için oy veririm, teşkilata zerre destek yok.’’

Sanırsın, Recep Tayyip Erdoğan seçimlere bağımsız aday olarak girecek.

Bu ocağın bacası tütmeye elbetteki devam edecektir.

Upeygamber efendimizin Uhut’taki kamp ateşlerini yaygın ve geniş alanlarda yaktırmasının sebebi neydi bir hatırlayalım.

Birlik olma ve dirlik bulma zamanındayız.

Necip Fazıl’dan şu mufteşem dörtlük gelir aklıma.

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!

Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylen, koşmana bak sen!

Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Çanakkale’de ve Sakaryada’ki birlik ruhunu damarlarınız da hissedebilmek için, her gün aç karnına üç doz ‘’ Ayağa Kalk Sakarya (‘’ https://youtu.be/xtadGnPd4As ‘’) türküsünü dinlemenizi tavsiye ederek reçetemi, bitiriyorum.

Yine çok uzun yazdın dediğinizi duyar gibiyim.

Lakin bu mevzular kısa cümlelere sığmıyor vesselam.

SEVİLAY KOÇ DURSUN

REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.