REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Haber Takip

AYGAD “ALTIN İMZA” ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

AYGAD “ALTIN İMZA” ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU
103 views
13 Ocak 2020 - 9:48
Bu yıl ikincisi düzenlenen ve geleneksel hale gelen Anadolu Yazarlar ve Gazeteciler Derneği’nin Altın İmza ödül töreni, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da büyük ses getirdi.

Anadolu Yazarlar ve Gazeteciler Derneği tarafından 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bu yıl ikincisi düzenlenen “Altın İmza Ödülleri” Elite Word Asia Hotels’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Törende, ödüle layık görülen basın mensuplarına, belediye başkanlarına, milletvekillerine, spor, sanat, STK ve iş insanlarına plaket takdim edildi.

AYGAD Başkanı Ahmet Işıkdağ

ŞEHİTLERİMİZE MİNNET VE ŞÜKRAN BORÇLUYUZ

Anadolu Yazarlar ve Gazeteciler Derneği olarak gelenekselleştirdiğimiz 10 Ocak Altın İmza ödül törenine başlarken siz değerli konuklarımız ve meslektaşlarımız ile bu anlam yüklü gecede birlikte olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Tarihin akışı içerisinde Ceddimizin ayak izinin olmadığı kara parçası yok gibidir. Yeni yurtlar edinirken sayısız savaşlar yapmış, sayısız şehitler vererek milletimizin mührünü kanıyla basmış bir ülkeyiz. Bu günde şehitlerimizin acısının ertesinde burada toplandık. Şimdi o şehitlerimize vefa duymak minnet ve şükran duygularımızı binlerce kere ifade etmek onların dul ve yetimlerinin acısını paylaşmak, uğruna can verdikleri bu güzel ülke için daha fazla çalışmak ve çabalamak hepimizin boynunun borcudur. Bu duygularla tüm şehitlerimizi minnet ve rahmetle anıyorum.  

10 OCAK’IN GAZETECİLER İÇİN ÖNEMİ

Kısaca 10 Ocak gününün basın mensupları için neden bu kadar önem arz ettiğine değinecek olursam şu şekilde izah etmem doğru olacaktır. 4 Ocak 1961’de kabul edilen ve basın emekçilerine bazı haklar ile yasal güvenceler sağlayan “212 sayılı kanun” aynı yılın 10 Ocak günü Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu yasa, iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içermekle birlikte, basın emekçilerine iş ve maaş güvencesi sağlayan bir kanun metnidir. Bu vesile ile bu gün önce 10 Ocak çalışan gazeteciler bayramı sonrasında ise çalışan gazeteciler günü olarak kutlanmaya başlandı. Biz de Anadolu Yazarlar ve Gazeteciler Derneği olarak her yıl 10 Ocak çalışan gazeteciler gününde Altın İmza Ödül Töreni etkinliğini düzenleyerek, fikir işçilerimizin ve basın emekçilerimizin bu anlamlı gününe, duygularına ortak oluyoruz.

ALTIN ADAMLAR ALTIN ÖDÜLLER

Yine bu yıl ikincisini düzenleyeceğimiz ve geleneksel hale getireceğimiz Altın İmza ödül töreni ile öncelikle her biri kendi alanında yaptığı birbirinden eşsiz çalışmaların altına altın imzasını atan meslektaşlarımıza, siyasetçilerimize, sporcularımıza, sanatçılarımıza, bürokratlarımıza, iş insanlarımıza ve STK temsilcilerimize ödül takdiminde bulunacağız.

ÇOK SAYIDA GAZETECİ KARIN TOKLUĞUNA ÇALIŞIYOR

Yeniden 10 ocak gününe ve meslek kanununun yasalaşması konusuna dönecek olursak, üzülerek belirtmeliyim ki bu yasaya rağmen hala günümüz şartlarında dahi gazetecilik mesleğinin kanayan büyük yaraları var. Bu yaranın en can alıcı noktasında meslektaşlarımızın düşük ücretler ile karın tokluğuna çalışıyor, binlerce genç gazetecinin gelecek kaygısıyla iş arıyor olması var. Bazıları mesleklerini dahi yapamıyor, garsonluk ya da inşaatlarda çalışarak hayatlarını idame etmek zorunda kalıyorlar. Cezaevlerinde çok sayıda gazeteci var. Bir kısmı meslek etiğini, vatan bütünlüğünü hiçe saydığı için hak etse de, haksız bir şekilde cezaevlerinde olan meslektaşlarımız da var. Adaletin tecelli etmesi ve özgürlüklerine bir an önce kavuşmalarını arzuluyoruz.

ULUSAL GAZETELER BİLE MAALİYETLERİ KARŞILAYAMIYOR

Bu kanayan yara sadece basın çalışanları için değil basın kurumlarını da derinden etkiliyor. Çok sayıda basın kurumu özellikle ekonomik nedenler başta olmak üzere kapatılıyor. Ulusal gazeteler teker teker yayın hayatına veda ediyor, bu durum o kurumda çalışan emekçilerin işsiz kalmasına sebep oluyor. Ulusal gazeteler artan maliyetleri karşılayamayacak duruma geldikçe farklı alternatiflere yöneliyor, dijital ortam gazeteciliği yapıyor, bu durum da haliyle işin mutfağında çalışan basın mensuplarına olan ihtiyacı azaltıyor. Gazeteler ve medya organları yine maliyeti azaltmak adına kendi haberlerini üretmek yerine ajans haberleri ile yayıncılık ve gazetecilik yapmayı tercih ediyor. Bu da sektördeki arz talep dengesini bozarak işsiz basın mensubu kitlelerinin oluşmasına zemin hazırlıyor. Bunların yanı sıra mesleğini bin bir zorlukla icra etmeye çalışanlar üzerinde de sansür yayılıyor. Oto sansür teşvik ediliyor. Ama tüm olumsuzluklara rağmen alanlarda mesleklerini icra etmeye çalışan erdemli basın mensupları var ve haberciliği saygın bir şekilde yapmakta ısrarlılar.

ETİK KURALLAR OLMADAN MESLEĞE SAYGINLIK KAZANDIRAMAYIZ

Gazeteciler mesleklerini bu olumsuz şartlar altında sürdürmek için mücadele ederken bir yandan da mesleki ve ahlaki değerlerini de koruyarak topluma ulaşmayı hedefler. Etik kurallara uymadan mesleğimizi saygın ve yararlı bir şekilde sürdüremeyiz. Bu çerçeveden baktığımızda medya etiği büyük önem teşkil eder. Medyada etik ve ahlakın yoksunluğu toplumun diğer katmanlarına da yansır. Zira bir toplumun kültürü, tarihi, sosyal ve ekonomik özellikleri, din ve diğer etkenleri ahlak ve etik değerleri biçimlendirirler. Toplumların değerlerini ve kültürlerini gelecek nesillere aktarıp yaşatabilmesinde basın ve medyanın etik kurallarına olan hassasiyetinin önemi yadsınamayacak ölçüdedir. Biz AYGAD olarak mesleki etik kurallarının toplum nezdinde ve mesleki itibar noktasındaki önemini her daim ön planda tuttuk ve tutmaya devam edeceğiz. Bu konuda yıl içerisinde dernek üyelerimize özel eğitim çalıştayları düzenleyerek konunun ehemmiyetini her daim gündemimizde tutuyoruz. En son Yalova Çalıştayımızda basın hukuku ve mesleki etik üzerine ciddi çalışmalar yaparak meslektaşlarımızın bu konudaki hassasiyetine de katkı sunmuş olduk. Elbette ki mesleki etik sizin de bildiğiniz üzere mesleki sorumluluğu da beraberinde getirir. Netice itibariyle Basının öncelikle haberlerini yansıttığı topluma karşı ve kamu organlarına karşı yasalarla belirlenmiş  sorumlulukları vardır. Basının topluma ve kamuya karşı sorumluluğu tüm sorumluluklarından önce gelmektedir. Ayrıca; halkı aydınlatmak, dürüst ve doğru habercilik yapmak, objektif olmak, haber kaynaklarına karşı duyarlı olmak, devleti ve içinde bulunduğu toplumu korumak, desteklemek anarşi ve kaosa yol açmamak gibi sorumlulukları bulunmaktadır. Bu sorumluluklar doğrultusunda basın mensubu görevini icra eder. Bu bağlamda basın mensubunun veya basın organının görevlerine biraz değinecek olursak, öncelikli görevi kuşkusuz kamuoyu oluşturma ve kamuoyunu yansıtmaktır. Bunun dışında; haber vermek, bilgilendirmek, eğitmek, denetlemek, eleştirmek ve yönetimle yönetilenler arasında köprü işlevi görmek, ilan, reklâm ve haberleriyle ekonomik yaşama yardımcı olmak ve en önemlisi de uluslararası iletişimi sağlamak başlıca görevleri arasında yer almaktadır. Şimdiye kadar basın ve medyadan genel olarak bahsettik, ancak konuyu daha spesifik şekilde incelediğimizde karşımıza yerel basın kavramı da çıkmaktadır.

YEREL BASIN NEDİR?

Peki yerel basın nedir diye soracak olursak, yerel basın yerel gündemdeki konulara öncelik veren ve yerel sorunları ön planda tutar, haberleri ile bölgedeki kamuoyunu gelişmeler hakkında aydınlatır. Dolayısıyla yerel basın bölgesel sorunlar üzerinde etkindir ve sorunların yerinde çözümü açısından da önemlidir. Yerel yönetimle vatandaş  ilişkilerini düzenlemek ve yapılan hizmetleri kamu adına denetleme görevi üstlenmektedir. Kısacası vatandaş yaşadığı bölgede olup biteni duymak, görmek ve bilmek ister. Bunun için bir sese ihtiyaç duyar. İşte o ses yerel basındır. Ancak yerel basın da genel anlamda yaşanan krizlerden ve olumsuz şartlardan nasibini fazlasıyla almaktadır. Bu sorunları birkaç madde ile sizlerle paylaşmak isterim;

  1. Yerel basının tehdit ve  şantaj unsuru olarak kullanılması,
  2. Yerel basının siyaset ve propaganda aracı olarak kullanılması,
  3. Yerel basının nitelikli kadrolardan oluşmaması,
  4. BİK yani Basın İlan Kurumunun adaletli olmayan resmi ilan dağıtımı
  5. Mevkute beyannamesini alan herkesin gazeteci olarak kabul edilmesi gibi birçok sorun ve eksikleri sıralayabiliriz. Bu sorunların giderilmesi için tüm paydaşların işbirliği içinde olması gerekmektedir.

AYGAD MESLEKİ EĞİTİMLER VERMEYE DEVAM EDİYOR

Anadolu Yazarlar ve Gazeteciler Cemiyetinin hedeflerinden biri basın mesleğinin bu sorunlarını en aza indirerek mesleğimizi hak ettiği saygınlığa kavuşturmaktır. Mesleğimizin hak ettiği saygınlık ve itibarı için çalışmalarımız, üst düzey temaslarımız ve ısrarımız devam edecektir. Bu bağlamda mesleki yeterlilik ve refah düzeyini iyileştirmeye yönelik yaptığımız çalışmalar kapsamında çeşitli Üniversitelerle iş birliği halindeyiz. Basın camiamızda emek veren meslektaşlarımıza bu anlamda eğitimler verdik ve vermeye devam edeceğiz.

Ama hala mesleğimizin kutsiyeti ve saygınlığının istediğimiz düzeye ulaşamamasına sebep olan durumlar mevcut. Bunlar;

  1. Eğitimsiz ve meslekle hiçbir bağlantıları olmayan kişilerin gazeteciliğe soyunmaları,
  2. Eğitimli ama yetersiz olan gazeteciler,
  3. Eğitimli donanımlı ama meslekte iş bulamayan gazeteciler.

Bu 3 temel soruna çözüm bulabilirsek, saygın ve güvenilir bir konuma gelebiliriz. AYGAD yani Anadolu yazarlar ve Gazeteciler Cemiyeti olarak, meslekte etik değerlerin ve kişisel ahlakın ön planda olduğu donanımlı ve bilgili bireylerin mesleği ifa etmeleri için var gücümüzle çalışmaktan vazgeçmeyeceğiz. Ancak bunları sağlayabilmek için Devletin, hükümetin, Üniversitelerin, yerel siyasetin ve tüm paydaşların desteklerine ihtiyacımız vardır. Anadolu Yazarlar ve gazeteciler Cemiyeti olarak kuruluşumuzdan bu güne, yerel basının gelişmesi için çok sayıda çalışmalara imza attık. Eğitim seminerleri, çalıştaylar ve benzeri organizasyonlar düzenledik ve düzenlemeye devam edeceğiz.

Size yakın zamanda yaşadığımız bir artı bir de eksi iki konuyu paylaşıp konuşmamı sonlandıracağım. Birinci konu, barış pınarı harekatı, ülkemizin hemen sınırında yaşan katliamı, sınırımızı korumak için yaptığımız mücadeleyi ve mağdur olan insanlara yardım etmek için Mehmetçiğimizin kahramanca ve haklı olarak yaptığı operasyonları dünyaya sağlıklı bir şekilde aktaramadığımız için çok sayıda ülkenin bu operasyona karşı duruş sergilemesini engelleyemedik. Bu basının görevini eksik yaptığı anlamına gelir. İkinci konu ise, yine yakın zamanda yaşadığımız deprem, tüm gsm operatörlerinin devre dışı kaldığı o anlarda basın toplumu bilgilendirme konusunda üstüne düşeni sağlıklı bir şekilde yaptığını görebiliyoruz. Yani basın toplumların gelişmesi ve bilgilendirilmesi için hayati bir önem taşımaktadır. Beni dinleme nezaketini gösterdiğiniz için siz değerli konuklarımıza teşekkür eder, mutlu bir akşam geçirmenizi dilerim.

REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.