REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Haber Takip

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri
#BizBizeYeteriz Türkiyem! Korona yaz 8119'a gönder 10 TL bağışta bulun

Soma mağdurları İçin Yeni Düzenleme

Soma mağdurları İçin Yeni Düzenleme
27 Mayıs 2014 - 12:56

Hükümet, Soma’da yaşamını yitiren 301 işçinin ailesi için seferberlik ilan etti.

Tedavi hizmeti, geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, ölüm aylığı, kız çocuk ölüm aylığı ve cenaze ödeneği işlemleri tamamlandı. Yaşamını yitiren ailelerin yanı sıra madençalışmadığı için kredi borçlarını ödeyemeyen işçilere de nakit desteği verilecek.

İşçilerin yakınlarına bin 500 liranın üzerinde maaş bağlanırken, evli olmayan işçilerin de anne, babasına onlar hayatta değilse de kardeşlerine maaş bağlandı. Bazı işçilerin sadece bir hafta, bir ay gibi çalışma süresi bulunduğu görülürken, bu konudaki yasal düzenlemenin hemen ardından onların da ailelerine maaş bağlanacak.

 

İŞSİZ KALANLARA KREDİ YARDIMI 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da, madendeki 2 bin 595 işçinin üç ay kısa çalışma ödeneği almasına yönelik çalışma başlattı. Kredi borcu bulunan işçilerin de yardımlardan yararlanması sağlanacak. Yüzlerce işçinin yaşamını yitirdiği madene ilişkin soruşturma sürerken, ne zaman faaliyete başlayacağı konusunda ise bir takvim verilmiyor. Maden ocağı kapalı olduğu sürece işçilerin mağdur olmaması için yeni tedbirler de alınacak.

 

argina� tm���o background:white;vertical-align: baseline’>Tsunami tehlikesi açısından bakıldığında, Ege, Akdeniz ve Marmara Denizi’nin tarihsel depremlerde yıkıcı tsunami dalgaları oluşturabildiğinin unutulmaması gerekildiğini belirten Ersoy şöyle konuştu: “Tsunami dalgalarının oluşması için deprem büyüklüğünün 6.5’dan fazla olması ve deniz tabanında düşey bir yer değiştirme meydana gelmelidir. Kuzey Anadolu fayı yanal atımlı bir fay zonu olduğundan normalde tsunami oluşturmayabilir ama unutulmamalıdır ki tsunami, depremlerle birlikte tetiklenen denizaltı heyelanlarıyla da oluşabilir. Denizlerimizde tsunami oluşturma potansiyeli vardır.”

 

“MARMARA BÖLGESİNDE DEPREM İHTİMALİ ARTARAK BÜYÜYOR”

30 Temmuz 2013 tarihlinde Gökçeada’nın kuzeyindeki Kıyıköy yerleşim alanında 4.0 büyüklüğünde iki depremin meydana geldiğini hatırlatan Ersoy,

“Bu deprem Kuzey Anadolu Fayı Zonu’nun en batısı ucunu oluşturur. Bu bölgede Kuzey Anadolu fayı birkaç kola ayrılır. Bu fayların Saros Körfezi’nde kollara ayrılması sonucu orta kısım çökerek Saros Körfezi’ni oluşturmuştur. Bu fay zonunun güneyinde yer alan Gökçeada ise bu fay hareketleriyle yükselmiş bir yükselim alanıdır. Morfolojisini fayların ve depremlerin yarattığı tektonizmaya borçlu olan Gökçeada’nın kuzey kısmı bu yüzden daha sarp araziye sahip olup, kıyıları aktif faylarla kesilmektedir. Söz konusu 30 Temmuz 2013 tarihli deprem, kara üzerindeki Tepeköy-Kuzu limanı arasındaki güncel fayların biri üzerinde gerçekleşmiş olabilir. Bu bölgede, 11 Ocak 2013 tarihinde Gökçeada’nın 55 kilometre açıklarında saat 02.30’da yerin 9 km altında, 4,6 büyüklüğünde orta şiddette bir başka deprem daha meydana gelmişti” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Şükrü Ersoy şunları söyledi: “Marmara denizini doğu batı yönü boyunca kesen Kuzey Anadolu Fayı, batıda Çanakkale üzerinde karaya çıkar ve oradan Saros körfezine uzanarak tekrar denizin altına girer. Tekirdağ çukurunu Saros çukuruna bağlayan ve Gelibolu yarımadasını kabaca doğu batı yönünde kesen Saroz-Gaziköy Fayı en son 1912 yılında bir M=6.3, ikincisi M=7.5 büyüklüğünde deprem oluşturan faylar iki aşamalı olarak kırılmıştır. Saroz-Gazipaşa Fay zonu üzerinde, 1965’de M=5.6, 1975’de M=6.7, 1985’de M=4.4 olmak 3 yakın tarihli deprem vardır. Gökçeada çevresinde 1354, 1744, 1875 tarihli başka depremler daha bulunmaktadır. Bu depremler 1912 yılında Saros ile Tekirdağ deniz çukuru arasında kırılan Kuzey Anadolu Fay zonu bu bölgeyi geçici bir süre için rahatlatırken kırılan fayın her iki ucunun olduğu bölgelere gerilim yüklemiştir. Bu depremler bu gerilim sonucudur. Teknik olarak beklenebilecek bir durumdur. Bu depremler yer kabuğunu kırma sınırları içindedir. Bu deprem bu bölgede yerkabuğunun stresini boşaltmamıştır. Tam aksine bu bölgenin depremsellik açısından tektonik olarak aktif olduğunu göstermektedir.”

“DEPREM BİR MİLLİ GÜVENLİK SORUNUDUR”

Türkiye’de olmuş depremleri değerlendiren Ersoy, “Görüldüğü gibi deprem kendisini unutturmamaktadır. Önlenemez deprem zararlarını azaltmanın yolu güvenli yapılar ve bilgili toplumdur. Jeolojik bir olay olan deprem zararları normal değildir. Deprem bir milli güvenlik sorunudur. Yapıların depreme karşı hazırlanmasında çok önemli bir proje olan kentsel dönüşüm projesi bir kurtuluş mücadelesi gibi partiler ve siyaset üstü ele alınmalı, gerçekleştirilmesinde yansız, dürüst, bilime ve mühendisliğe dayalı bir yaklaşım sergilenmelidir. Çünkü bir daha kentsel dönüşüm yapacak ulusal sermayemiz kalmayabilir” dedi.

 

REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.